Gündem
Anneler Çocuklarını Günde 7 Kez Kontrol Ediyor
Çocuklarını risklerden uzak tutmaya çalışan ebeveynler bazen fazla kontrolcü olabiliyor ve bu da özellikle ergenlik döneminde çocukla anne baba arasında özgürlük ve kontrol çatışmalarına yol açabiliyor. Okul servislerinde unutulan çocuklar, sokak ve parklardaki kaybolma olayları, ev içi kazalar, akran zorbalığı ve daha başka pek çok tedirgin edici olay doğal olarak anne babaları korkutuyor. Ebeveynlerin çocuklarını risklerden koruma isteği kimi zaman istenmeyen sonuçlara da neden oluyor.
Aşırı kontrolcü anne babaları ifade etmek için kullanılan ‘helikopter ebeveyn’lik, hem anne babaların hem de çocukların özgürlüğünü kısıtlayan bir kavram. İşte bu sorunun çözümüne yine teknoloji yardımcı oluyor. Anne babalar Find My Kids uygulamasıyla çocuklarının nerede olduğunu harita üzerinde ve gerçek zamanlı görebiliyor, günlerini nasıl geçirdiklerini takip ederek bu sorunun üstesinden gelebiliyor. Uygulamayı her ay dünyada 3,5 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 50 bin ebeveyn kullanıyor.
Dünyada çocuk takip uygulamalarının kullanımın hızla artığını ifade eden Find My Kids Ülke Müdürü Neşen Yücel “Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, ailelerin yüzde 40’ı çocuklarını lokasyon bazlı uygulamalarla takip ediyor. Find My Kids ise dünya çapında aylık olarak 3,5 milyon anne baba tarafından kullanılıyor. Bu rakam Türkiye’de 50 bine yaklaşmış durumda. Kullanıcı davranışlarına baktığımızda ise Türkiye’de anne babalar günde ortalama 6,6 kez çocuklarını kontrol etme ihtiyacı hissediyor. Sadece annelere baktığımızda bu rakam 7’ye çıkıyor. Dünya ortalaması ise 4,8. Teknoloji insanların sorunlarına çözüm üretiyor. Aile ilişkilerinde de hatırı sayılır bir iyileştirme yapıyor’’ dedi.
Gündem
Bir Öğretmenin Kahramanlık Hikayesi: Ayla Kara…
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde, Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan o menfur saldırı, yalnızca bir eğitim neferini değil; bir annenin şefkatini, bir eşin yoldaşlığını ve bir milletin vicdanını hedef aldı. Bugün geriye, yürekleri dağlayan bir hikâye ve asla unutulmayacak bir fedakârlık kaldı: Ayla Kara…

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde, Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan o menfur saldırı, yalnızca bir eğitim neferini değil; bir annenin şefkatini, bir eşin yoldaşlığını ve bir milletin vicdanını hedef aldı. Bugün geriye, yürekleri dağlayan bir hikâye ve asla unutulmayacak bir fedakârlık kaldı: Ayla Kara…
Ayla Öğretmen, sadece görevini yapan bir eğitimci değildi. O, öğrencilerini kendi evladı gibi gören, onların mutluluğunu kendi mutluluğu bilen, geleceği ilmek ilmek işleyen bir gönül insanıydı. Ve o gün, karanlığın en keskin anında, bir öğretmenin ne demek olduğunu herkese bir kez daha gösterdi. Kendi hayatını hiçe sayarak öğrencilerini korumak için kendini siper etti. Bu fedakârlık, sıradan bir vazife anlayışının ötesinde; inancımızda ve milletimizin vicdanında “şehadet” olarak karşılık bulan yüce bir mertebenin ifadesidir. Ayla öğretmen, görevini ifa ederken canını feda ederek şehadete yürümüştür.
Geride gözü yaşlı bir eş ve üç evlat bıraktı Ayla Öğretmen… En ağır yük de onların omuzlarında şimdi. Bir annenin yokluğu, hiçbir kelimenin dolduramayacağı bir boşluktur. Nitekim Perşembe günü Tekir Mahallesi’ndeki aile mezarlığında toprağa verilirken, çocuklarının “Anne… Anneciğim…” diye yükselen feryatları, yalnızca orada bulunan yüzlerce insanın değil, tüm bir toplumun yüreğine kor gibi düştü. O an, zaman durdu; gözyaşları konuştu, kelimeler sustu.
Cenaze namazında saf tutan yüzlerce insan, aslında bir öğretmeni değil; bir şehidi uğurladı. Bir değeri, bir adanmışlığı, bir insanlık örneğini omuzlarında taşıdı. Her bir omuz, onun fedakârlığına şahitlik etti. Her bir dua, onun tertemiz hatırasına yükseldi. Ve o kalabalık, bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Gerçek öğretmenler, yalnızca ders anlatmaz; gerektiğinde canını ortaya koyar ve bu uğurda şehadete yürür.
Bugün Ayla Öğretmen aramızda değil. Ama onun bıraktığı iz, yetiştirdiği öğrencilerde, dokunduğu hayatlarda ve en önemlisi de gösterdiği o tarifsiz cesarette yaşamaya devam edecek. O, bir mesleğin değil; bir vicdanın, bir merhametin ve bir adanmışlığın adı olarak hafızalara kazınmıştır.
Bu elim hadise, bizlere sadece derin bir acı bırakmamış; aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da omuzlarımıza yüklemiştir.
Buradan yetkililere açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz:
Görevi başında, öğrencilerini korumak uğruna hayatını feda ederek şehadete kavuşan eğitim çalışanlarımızın, yasal olarak da “şehit” statüsünde değerlendirilmesi artık bir zaruret haline gelmiştir. Bu fedakârlığın karşılığı, yalnızca gönüllerde değil; hukuk nezdinde de teslim edilmelidir. Ayla Öğretmen gibi nice eğitim neferinin hatırasına ve geride bıraktıkları emanetlere karşı bu, millet olarak boynumuzun borcudur.
Ayla Öğretmen… Sen, öğrencilerin için canını feda eden bir şehit olarak bu milletin kalbinde yaşayacaksın. Geride bıraktığın emanetler, yalnızca ailene değil; bu ülkenin vicdanına emanet. Ve bizler, seni unutmayacağız.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun.
MEHMET ÇETİN
Gündem
5,2 Büyüklüğündeki Deprem, Kısa Süreli Paniğe Neden Oldu
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, saat 08.52’de merkez üssü Van’ın Tuşba ilçesi olan 5,2 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildi. Depremin yerin yaklaşık 7 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi.

Sarsıntı yalnızca Van ile sınırlı kalmadı; çevre iller olan Ağrı, Bitlis, Iğdır ve Hakkari’de de hissedildi. Depremi yaşayan birçok vatandaş, yaşadıkları anları sosyal medya üzerinden paylaşarak durumu duyurdu.
Ana depremin ardından saat 09.00 sıralarında 3,2 büyüklüğünde bir artçı sarsıntı daha meydana geldi.
Gündem
Su Kayıplarının Yüzde 35’i Altyapı Ve Depolama Sistemlerinden Kaynaklanıyor!
Türkiye’de suyun önemli bir bölümü, altyapı yetersizlikleri ve depolama sistemlerindeki sorunlar nedeniyle kullanıcıya ulaşmadan kayba uğruyor; bu durum hem su kaynaklarını tehdit ediyor hem de sağlık ve yapı güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor.

22 Mart Dünya Su Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Ekomaxi Genel Müdür Yardımcısı Ömer Bera Yağız, suyun güvenliği için yapılması gerekenlere dikkat çekti.
Suyun yaşam alanlarımıza ulaşana kadar kalitesini ne ölçüde korunduğunu ve ne kadarının yolda kaybolduğunu bilmiyoruz. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 35’i altyapı sorunları ve depolama sistemlerindeki yetersizlikler nedeniyle henüz kullanıcıya ulaşmadan kayba uğruyor. Üstelik bu kayıplar yalnızca bina içi tesisatlar ve depolarla sınırlı kalmıyor. Belediyeler ve su idareleri tarafından kullanılan betonarme su depolarında oluşan çatlaklar ve sızıntılar da ciddi miktarda su kaybına neden oluyor. Bu durum, hem ülke ekonomisi hem de sürdürülebilir su yönetimi açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.
SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLUYOR
Betonarme depolarda oluşan mikro çatlaklar, aynı zamanda suyun dış etkenlerle temas etmesine yol açarak; bakteri, yosun ve diğer zararlı oluşumlar için uygun bir ortam hazırlıyor. Bu da mide ve bağırsak enfeksiyonlarından bağışıklık sistemi problemlerine kadar uzanan sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Öte yandan fark edilmeyen su kaçakları, binaların temelinde nem, küf ve zamanla yapısal hasar oluşmasına da neden olabiliyor.
SU KAYBOLUYOR, KALİTESİ BOZULUYOR, YAPILAR ZARAR GÖRÜYOR
22 Mart Dünya Su Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Yağız, suyun güvenliği için yapılması gerekenlere dikkat çekti:
“Türkiye’de suyun önemli bir bölümü şebekeye verildikten sonra kayboluyor. Bu kayıplar yalnızca bina içindeki depolarda değil, belediyelerin kullandığı betonarme su depolarında da meydana geliyor. Depremler nedeniyle statik taşıyıcılığını kaybeden betonarme su depolarında zamanla çatlama ve sızdırma problemleri oluşabiliyor. Bu durum su kaybının yanı sıra binalarda yapısal hasar oluşmasına ve suyun dış etkenlere açık hale gelmesine neden oluyor.
BELEDİYELER YENİ NESİL ÇÖZÜMLERE YÖNELİYOR
Geleneksel depolama yöntemlerinin yarattığı bu sorunları ortadan kaldırmak amacıyla belediyeler, su ve kanalizasyon idareleri ile apartman ve site yönetimleri, alternatif sistemlere yöneliyor. Yenilikçi ve çevreci bir teknoloji olan GRP su depoları, bu noktada öne çıkan çözümler arasında yer alıyor. Gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır yaygın olarak kullanılan bu sistemler, Türkiye’de de giderek daha fazla tercih ediliyor.”
“GRP DEPOLAR SUYUN YAPISINI KORUYOR, KAYIPLARI ÖNLÜYOR”
GRP su depolarının teknik avantajlarına da dikkat çeken Yağız, sözlerini şöyle sürdürdü:
“GRP su depolarını, yüksek mühendislik malzemesi olarak tanımlanan ve SMC (Cam elyaf takviyeli kompozit) olarak adlandırılan özel bir malzeme ile üretiyoruz. Bu yapı sayesinde depolar yüksek mukavemet gösterirken, düşük ısı iletkenliği sayesinde aşırı sıcak ve soğuk hava koşullarından minimum düzeyde etkileniyor. Böylece hem sızıntıları önlüyoruz hem de suyun içerisinde yosun, mantar ve bakteri oluşumunu engelleyerek hijyenik yapının korunmasını sağlıyoruz.” dedi.
Kahramanmaraş18/04/2026 19:42Aşırı Yağış Alan Bölgelerde Yoğun Mesai
Kahramanmaraş17/04/2026 14:46Aktif Yaşam Merkezi Yaşlıların Hayatına Değer Katmayı Sürdürüyor
Kahramanmaraş17/04/2026 14:49EKPSS’ye Girecek Vatandaşlara Büyükşehir’den Ulaşım Desteği
Kahramanmaraş18/04/2026 17:17BBP Genel Başkanı Destici’den KSÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne Ziyaret
Spor19/04/2026 01:47Kipaş İstiklal Basketbol, Gaziantep Basket’i Mağlup Etti
Kahramanmaraş16/04/2026 17:52Kahramanmaraş Tek Yürek Oldu; Acı Kayıplar Dualarla Uğurlandı
Kahramanmaraş15/04/2026 19:57Başkan Görgel, “Yüreğimiz Yandı, Milletimizin Başı Sağ Olsun”
Kahramanmaraş18/04/2026 23:55Mahir Ünal’dan, KSÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne Ziyaret



































