Sağlık
Akciğer Kanserinde Umut Dolu Hikayeler
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında “Akciğer Kanserinde Umut Dolu Hikayeler” konulu toplantı düzenlendi.
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, yaptığı konuşmada “Hastalarımızla bir arada olmaktan çok mutluluk duyuyoruz. Sadece bir arada olabilmenin ve sağlıkla ilgili konuşabilmenin mutluluğunu yaşayabileceğimiz bir toplantı organize ettik” dedi.
Sağlığın bir ekip işi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Elbeyli, “Başarı iki şeye endeksli. Birincisi bilinçli hasta ve hasta yakını. İkincisi ise bu işi yürütecek bilgili, deneyimli ve becerikli bir ekip” ifadelerini kullandı.
Tıp Fakültesine başlayışının 50’nci, hekimlikteki 43’üncü yılını kutlayan Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti:
“Göğüs cerrahisi zorlu süreçleri beraberinde getiriyor. Ama bu süreçleri birlikte yürütüyor, zoru birlikte aşıyoruz. Doktorlarımız, yöneticilerimiz, hemşirelerimiz, fizyoterapistlerimiz, diyetisyenlerimiz, danışmanlarımız ve tıbbi sekreterlerimizle birlikte çalışarak başarı elde ediyoruz.
Sağlıkla ilgili süreçlerde gizli birçok kahraman da var. Ameliyathane, laboratuvar, radyoloji, temizlik personelimiz, güvenlik görevlilerimiz gibi. Başarıyı sadece hekimlerin mahareti gibi algılamayın lütfen. Sağlık bir ekip işidir. Başarı bu ekibin bir bütün olarak gösterdiği özveri ve organize çalışmasının bir sonucudur. Hastanemizde büyük bir ekip var ve ben bu ekiple çalışmaktan gurur duyuyorum. Siz değerli hastalarımızın ve hasta yakınlarımızın bizlerle birlikteliği ve ekibin gücüyle başarıya ulaşıyoruz. Geldiğimiz noktaya baktığımızda ekip olarak çok şey başardık ve başarmaya da devam edeceğiz.”
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nin güçlü, donanımlı ve başarılı bir hastane olarak, hizmet verdiğini söyleyen Prof. Dr. Elbeyli, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Özellikle kanser tedavisi gibi uzun süreçleri gerektiren rahatsızlıklarda bölge halkı modern teknolojinin gerektirdiği sağlık hizmetini her yönüyle hastanemizden alabilmesi büyük bir avantajdır. Kendi evinizde ve yakınlarınızla birlikte tedaviye gidip gelebileceğiniz imkanı sağlıyoruz. Bize ihtiyaç duyan tüm hastalarımız için her zaman buradayız. Sağlığınız her şeyden önemli.”
AKCİĞER KANSERİYLE MÜCADELE EDEN HASTALARIN HİKAYELERİ
Prof. Dr. Levent Elbeyli’nin konuşmasının ardından akciğer kanseriyle mücadele eden hastalar hikayelerini paylaştı.
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir / Bağımsız Denetçi T. B. (58), üç yıl önce akciğer kanseri teşhisi konulduğunu, üç kez ameliyat geçirdiğini iki kez de kemoterapi aldığını söyledi.
“Hocalarımın güler yüzü hep moral verdi. Tedaviler ve bu moralle çok şükür ben de bu hastalığı yendim. Herkese şifalar diliyorum” diyen T. B. Sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nasıl araçlarımızın yıllık bakımını aksatmıyorsak, kendimize de iyi bakmalıyız. Bu üç yıl boyunca ne zaman çağırdılarsa geldim, ilacımı ne zaman almamı söyledilerse aldım. Ben şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde buldum. Kendimize çok dikkat edelim. Buraya gelebilecek kadar sağlıklı olduğum için çok mutluyum. Umarım her yıl bu etkinlikte bir araya gelebiliriz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
Bankacı E. K. (39) ise nefes almakta zorlanma şikayetiyle hastaneye başvurduğunu ve yapılan tetkikler sonucunda nefes borusunda tümör teşhis edilerek 2021 yılında akciğer kanseri teşhisi konulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Ameliyat oldum, tedaviler aldım. Zorlu geçen üç yılın sonunda geçen hafta yapılan kontrollerim çok şükür temiz çıktı. Emeği geçen Prof. Dr. Levent Elbeyli, Opr. Dr. İbrahim Nacak Hocalarıma ve Göğüs Cerrahi Servisi personeline çok teşekkür ediyorum.”
SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi Sorumlu Hemşiresi İbrahim Kelleci’nin yönettiği toplantıda, beyaz kurdele takılan konuşmacılar ve konuklar canlı müzik dinletisiyle karşılandı.
Toplantıya SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Sökücü, Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. İbrahim Nacak, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdür Yardımcısı Rabia Ağar, Mesul Müdür Dr. Mehmet Subaşı, hastalar, hasta yakınları, sağlık ve idari personeller katıldı.
Sağlık
Op. Dr. Devseren: Toplumun Yüzde 40’ı Baş Ağrısı Sorunu Yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre toplumun yüzde 40’ında baş ağrısı sorunu yaşandığının altını çizen KBB Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, migren semptomları, çeşitleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi.
“7-10 GÜN ARASI BAŞ AĞRISI ÇEKİYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.”
Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
BAŞ AĞRISI SEMPTOMLARI VE TEDAVİSİ
“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı.
Sağlık
KSÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı ve Vefa Töreni Düzenlendi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi tarafından “14 Mart Tıp Bayramı” ve “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” düzenlendi.

KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Resim ile akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz konuşmasında tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, insan sağlığı için büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin her zaman takdire şayan olduğunu ifade etti.
Tıp Fakültesinin en kıdemli öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale ise konuşmasında hekimliğin fedakârlık ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu belirterek tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “Kıdemli mezunlarımızı, yeni öğrencilerimizi ve tüm meslektaşlarımızı bu güzel günün heyecanıyla selamlıyorum. Tıp mesleği, meslekler arasında en önde gelenlerden biridir. İnsanların hayatlarının en zor ve en hassas anlarında başvurduğu bir meslektir. Aynı zamanda savaş zamanlarında dahi dost düşman ayrımı yapmaksızın ihtiyaç duyan herkese yardım eden kutlu bir meslektir.
Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünü yaşadığımız bu günlerde Gelibolu’da sargı yeri olarak adlandırılan alanda görev yapan bir hekimin, yaralı askerlere şifa dağıtırken kendi oğluna bir ağacın gölgesinde müdahale etmek zorunda kaldığı ve ne yazık ki evladını kaybettiği anlatılır. Bu örnek, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gösterir. Burası yalnızca tıp eğitiminin verildiği bir yer değil, aynı zamanda vatanın ihtiyaç duyduğu her an görev almaya hazır insanların yetiştiği bir kurumdur.
Tıbbi biyokimya alanında önemli çalışmalar yapan ve birçok tıp derneğinin kurulmasına öncülük eden Kırımlı Aziz Efendi, ülkemize Kızılay’ı kazandıran, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetini kuran isimlerden biridir. Tıp mesleğinin Türkçe öğretilmesini önemseyen Kırımlı Ali Efendi ise 38 yıllık kısa ömründe hekimliğin vatan bilinciyle icra edilmesi gerektiğini gelecek nesillere aktaran önemli bir şahsiyettir.
Vatanımız bir dünya harikası olan coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olmuştur. Milli Mücadele döneminde farklı devletler tarafından işgal edilmek istenen ülkemizde, 14 Mart tarihi aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin ve milletin birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Gelecek adına en büyük ümidimiz ise hekimlerimiz ve sağlık camiamızdır.” dedi. tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Tıp Fakültesine uzun yıllar emek veren, bilgi birikimleri ve özverili çalışmalarıyla tıp eğitimine ve sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayan kıymetli akademisyenlere teşekkür etti.
Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Araştırma Görevlisi Mehmet Karaca’nın gitar, Tıp Fakültesi öğrencisi Halil İbrahim Aydınlık’ın keman dinletisi ile devam eden programda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, katkılarından dolayı sanatçılara teşekkür belgesi takdim etti.
Program, “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” ile devam etti. Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak, üniversitede uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerine Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Plaketlerini takdim etti.
Sağlık
Prof. Dr. Ahmet Karacalar Uyardı: “Sadece Estetik Bir Sorun Değil!”
Estetik ve plastik cerrahinin duayen isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Karacalar, toplumda “Buffalo Hump” olarak bilinen ense hörgücü konusunda hayati uyarılarda bulundu. Karacalar’a göre; ense görgücü (Buffalo hump) yalnızca estetik bir sorun değildir; büyüklüğüne ve altta yatan nedene bağlı olarak postür, kas-iskelet sistemi ve bazı sistemik sağlık sorunlarına yol açabilir.

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ
Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR
Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: “Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları.” Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
“SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART”
Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: “Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir.”









































