Sağlık
Bölgedeki İlk Çapraz Böbrek Nakli SANKO’da Yapıldı
SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezinde (transplANTEPSANKO), bölgede ilk çapraz böbrek nakli gerçekleştirildi.
Gaziantep’te ve İskenderun’da yaşayan, alıcı ve verici arasında kan grubu ya da doku uyumsuzluğu gibi nedenlerle yıllardır farklı hastanelere başvuran ve birbirini tanımayan iki hasta, SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nin girişimleriyle gerçekleşen çapraz böbrek nakliyle sağlığına kavuştu.
SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel, Organ Nakil Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kenan Demirbakan, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehtap Akdoğan ve deneyimli bir ekiple gerçekleştirdikleri bu nakille pek çok hastaya umut olmaya devam edeceklerini söyledi.
Doç. Dr. Yücel, çapraz nakil operasyonunu, “böbrek yetmezliği yaşayan ve akrabalarının yapacağı bağışlarla nakil olma şansına sahip olmayan hastaların, gerekli durumlarda üçüncü bir organ vericisinden (donör) karşılıklı böbrek nakli gerçekleştirilmesi durumu” olarak tanımladı.
Akrabaları arasında A-B kan grubu uygunsuzluğu nedeniyle uygun böbrek vericisi olmayan ve sağlığına kavuşmak için nakilden başka seçeneği kalmayan hastalarda tercih edilen çapraz böbrek naklinde, aynı durumda olan hasta ve donörünün karşılıklı böbrek bağışı olduğundan böbrek kardeşliği (takas nakil) olarak da adlandırıldığını belirten Doç. Dr. Yücel, bu yöntemin belirli merkezlerde uygulandığına ve daha fazla hastaya ulaşılarak, böbrek nakli ile daha sağlıklı bir hayat sürdürebilmelerine olanak tanıdığına dikkat çekti.
HASTALARIN ÖYKÜLERİ
Gaziantep’te yaşayan, 2018 yılında nakil olup dört yıl sonra böbreğini kaybeden Mustafa Atasever (46) ve eşi donör Alye Atasever (35) ile İskenderun’da yaşayan ileri böbrek yetmezliği hastası Ömer Doğru (42) ve kız kardeşi donör Meryem Bütüner’e (34) SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi tarafından çapraz böbrek nakli yapıldı.
A-B kan grubu uyumsuzluğu olan Ömer Doğru’nun kız kardeşi Meryem Bütüner Mustafa Atasever’e, Mustafa Atasever’in eşi Alye Atasever ise Ömer Doğru’ya böbreğini bağışladı.
ÖMER DOĞRU- MERYEM BÜTÜNER
İskenderun’da yaşayan ve üç çocuk babası serbest meslekle uğraşan 42 yaşındaki Ömer Doğru, “Böbrek rahatsızlığımı tesadüfen öğrendim. Rutin kontrole gittiğimde kreatinin (böbrek fonksiyonlarının göstergelerinden biri) seviyemin yüksek olduğunu söylediler. Nefrologlarla görüşmeye başladığımda böbrek yetmezliğinde ileri aşamaya geçtiğimi belirttiler” dedi.
Bunun üzerine 18 ay önce tedaviye başlandığını anlatan Doğru, “Hastalık iyice ilerledikten sonra nakil olayı gündeme geldi. İlk önce babam verici olmak istedi. Tıbbi açıdan uygun olmadığından veremedi. Kız kardeşimin de kan grubu uymadı. İskenderun’daki Nefrolog SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni önerdi. Bu hastaneye başvurduğumuzda çapraz nakil seçeneğinin olduğunu söylediler” ifadelerini kullandı.
Öneri sonrasında yaptığı araştırmalarda alınan başarılı sonuçları görünce SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni seçtiğine dikkat çeken Doğru, şunları kaydetti:
“Ameliyattan önce halsizliğim ve rahatsızlığım vardı. Gaziantep’te yaşayan aile ile bizi buluşturan ve operasyonumuzu gerçekleştiren SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi sayesinde şu an kendimi iyi hissediyorum. Hastanemizin hekimlerine ve personeline çok teşekkür ederim. Organ Naklini tüm hastalara öneriyorum.”
Ömer Doğru’nun kız kardeşi Meryem Bütüner ise “Hatay Dörtyol’da yaşıyorum. Dört yaşında ikiz çocuklarım var. Şu anda Ağabeyimin de benim de sağlık durumumuz çok iyi. Herkese çok teşekkür ediyorum” diyerek duygularını dile getirdi.
MUSTAFA- ALYE ATASEVER
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde çapraz nakil olan, Gaziantep’te yaşayan ve beş çocuğu bulunan Mustafa Atasever, “Bu ikinci naklim, ilk nakli dört sene önce yaptırdım ama sağlığıma kavuşamadım” anımsatmasında bulundu.
“Organ nakli birine hayat bağışlamaktır” diyen Mustafa Atasever, “İlk nakilden önce 25 gün diyalize girdim, SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurmadan üç ay önce altı seans diyalize gittim. Kreatinin değerlerim çok yüksekti ama burada yapılan başarılı operasyonla diyalizden kurtuldum” diye konuştu.
“SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduğumda organ nakil merkezi Hatay’dan gelen aile ile çapraz nakil olabileceğimi bildirdiler. Verici olan Ömer Bey ve kız kardeşi da sağ olsun kabul etti. Operasyon öncesi, doku testleri yapıldı ve naklimiz gerçekleşti” diyen Mustafa Atasever, şöyle devam etti:
“Şu an gayet iyiyim. Sağlığım için nasıl bir süreç gerekiyorsa o güveni hissetim. Bir hayat kurtarmak çok önemli. İmkânı olan ve değerleri uyan herkes Allah rızası için organ bağışlasın. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi hekimlerine ve personeline emekleri ve beni sağlığımı kavuşturduklarından dolayı teşekkür ederim.”
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde, eşinin yıllardır süren rahatsızlığına çare buldukları bulduğuna vurgu yapan Alye Atasever ise “Eşim dört yıldır böbrek rahatsızlığı çekiyor. Bu süreçte diyalize gittik, çok fayda göremedik. Organ Naklini ihtiyaç duyanlar için lütfen görmezden gelmeyin, dört sene ne çektiğimizi bir ben bir eşim bilir. Hekimlerimize ve tüm ekibe çok teşekkür ederim” sözleriyle duygularını paylaştı.
Sağlık
Op. Dr. Devseren: Toplumun Yüzde 40’ı Baş Ağrısı Sorunu Yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre toplumun yüzde 40’ında baş ağrısı sorunu yaşandığının altını çizen KBB Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, migren semptomları, çeşitleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi.
“7-10 GÜN ARASI BAŞ AĞRISI ÇEKİYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.”
Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
BAŞ AĞRISI SEMPTOMLARI VE TEDAVİSİ
“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı.
Sağlık
KSÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı ve Vefa Töreni Düzenlendi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi tarafından “14 Mart Tıp Bayramı” ve “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” düzenlendi.

KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Resim ile akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz konuşmasında tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, insan sağlığı için büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin her zaman takdire şayan olduğunu ifade etti.
Tıp Fakültesinin en kıdemli öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale ise konuşmasında hekimliğin fedakârlık ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu belirterek tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “Kıdemli mezunlarımızı, yeni öğrencilerimizi ve tüm meslektaşlarımızı bu güzel günün heyecanıyla selamlıyorum. Tıp mesleği, meslekler arasında en önde gelenlerden biridir. İnsanların hayatlarının en zor ve en hassas anlarında başvurduğu bir meslektir. Aynı zamanda savaş zamanlarında dahi dost düşman ayrımı yapmaksızın ihtiyaç duyan herkese yardım eden kutlu bir meslektir.
Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünü yaşadığımız bu günlerde Gelibolu’da sargı yeri olarak adlandırılan alanda görev yapan bir hekimin, yaralı askerlere şifa dağıtırken kendi oğluna bir ağacın gölgesinde müdahale etmek zorunda kaldığı ve ne yazık ki evladını kaybettiği anlatılır. Bu örnek, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gösterir. Burası yalnızca tıp eğitiminin verildiği bir yer değil, aynı zamanda vatanın ihtiyaç duyduğu her an görev almaya hazır insanların yetiştiği bir kurumdur.
Tıbbi biyokimya alanında önemli çalışmalar yapan ve birçok tıp derneğinin kurulmasına öncülük eden Kırımlı Aziz Efendi, ülkemize Kızılay’ı kazandıran, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetini kuran isimlerden biridir. Tıp mesleğinin Türkçe öğretilmesini önemseyen Kırımlı Ali Efendi ise 38 yıllık kısa ömründe hekimliğin vatan bilinciyle icra edilmesi gerektiğini gelecek nesillere aktaran önemli bir şahsiyettir.
Vatanımız bir dünya harikası olan coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olmuştur. Milli Mücadele döneminde farklı devletler tarafından işgal edilmek istenen ülkemizde, 14 Mart tarihi aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin ve milletin birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Gelecek adına en büyük ümidimiz ise hekimlerimiz ve sağlık camiamızdır.” dedi. tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Tıp Fakültesine uzun yıllar emek veren, bilgi birikimleri ve özverili çalışmalarıyla tıp eğitimine ve sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayan kıymetli akademisyenlere teşekkür etti.
Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Araştırma Görevlisi Mehmet Karaca’nın gitar, Tıp Fakültesi öğrencisi Halil İbrahim Aydınlık’ın keman dinletisi ile devam eden programda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, katkılarından dolayı sanatçılara teşekkür belgesi takdim etti.
Program, “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” ile devam etti. Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak, üniversitede uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerine Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Plaketlerini takdim etti.
Sağlık
Prof. Dr. Ahmet Karacalar Uyardı: “Sadece Estetik Bir Sorun Değil!”
Estetik ve plastik cerrahinin duayen isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Karacalar, toplumda “Buffalo Hump” olarak bilinen ense hörgücü konusunda hayati uyarılarda bulundu. Karacalar’a göre; ense görgücü (Buffalo hump) yalnızca estetik bir sorun değildir; büyüklüğüne ve altta yatan nedene bağlı olarak postür, kas-iskelet sistemi ve bazı sistemik sağlık sorunlarına yol açabilir.

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ
Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR
Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: “Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları.” Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
“SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART”
Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: “Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir.”









































