Sağlık
KSÜ’de Diyaliz Merkezi Açıldı
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi bahçesine Türk Böbrek Vakfı tarafından yapımı gerçekleştirilen diyaliz ünitesi açıldı.
Açılış törenine, Kahramanmaraş Milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Dr. Tuba Köksal Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Kibar, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım, Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, ve Vakıf yetkililerinin yanı sıra, protokol üyeleri, öğretim elemanları, KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi yönetici ve çalışanları katıldı.
Tesisin açılış konuşmasını Kahramanmaraş Milletvekili Ömer Oruç Bilal Debgici yaptı.
Kahramanmaraş Milletvekili Ömer Oruç Bilal Debgici “Türk Böbrek Vakfı’nın değerli Başkanı Sayın Timur Erk, nam-ı değer böbrek dede ve vakfımızın değerli üyeleri şehrimize hoş geldiniz. Bu güzel tesisin her aşamasında emeği geçenlere ve hayırsever bağışçılarımıza şehrim adına teşekkür ederim. Depremde birçok canımızı kaybettik. Yaralılarımızın tedavisini gerçekleştirdik. Şehir olarak yaralarımızı sarmaya da devam ediyoruz. Bu uğurda bizlere destek olan sizlere minnet borçluyuz. Sağlık alanında son 20 yılda önemli işlere imza attık. Pandemi döneminde yapılan sağlık yatırımlarının önemli yararlarını da gördük. Ülkemizin ihtiyacı olan sağlık yatırımları aksamadan devam etmektedir. Şehrimizde sağlık alanında yapılacak çok işimiz var. Depremle birlikte hasar alan binalarımızı yeniden inşa edeceğiz. 250 yataklı acil durum hastanesi ve 850 yataklı yeni bir şehir hastanesi inşa etmek için sağlam zemin arayışı içerisindeyiz. Özellikle belirtmek isterim ki KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanemiz deprem anından itibaren önemli hizmetleri yerine getirdi. Bu vesile ile KSÜ ailesini tebrik ederim. Bu gün açılışını yaptığımız tesisin hastalarımıza şifa olmasını dilerim.” dedi.
Açılış konuşmaları için kürsüye gelen KSÜ Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım “Bilindiği üzere 6 Şubat’ta büyük bir felaket yaşadık. Bu felakette büyük acılarla birlikte büyük mutluluklar da duyduk. Binlerce canımızı toprağa verirken tarifsiz acılar yaşıyorduk. Ama deprem enkazından gelen hayata tutunma haberleriyle de sevinç gözyaşlarına boğuluyorduk. Bununla birlikte enkazdan sağ çıkanlarımız için çok dikkatli olmalıydık. Hayatta kalan kardeşlerimizin hayati risk taşımamaları için sıra bizdeydi. Uzuv kaybından, iç kanamalara, böbrek yetmezliğine kadar pek çok risk vardı önümüzde. Deprem zamanında hizmet veren tek hemodiyaliz ünitesi de Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanemizdeydi. Sağlık personelimiz üstün bir gayret gösterdi.
Bu vesile ile hastane çalışanlarımızın hepsine tek tek teşekkür ederim. Kahramanmaraş’ımızdaki diyaliz merkezi ihtiyacını önemli oranda karşılayacak olan hemodiyaliz ünitemiz, Türk Böbrek Vakfının imkânlarıyla ve toplam 10 milyon TL maliyetle kurulmuştur. 15 hemodiyaliz cihazı altyapılı, fiilî 10 cihaz ve yatak konulan Merkezimiz haftada 50’den fazla hastaya hizmet verilebilecektir. Devletimizin tüm imkânları ile depremden sonra yaralarımızı sarmaya devam ediyoruz. Sivil toplum örgütlerimizi de milletimizin yanında görmeye ihtiyacımız var. Deprem sonrasında üniversitemizde sivil toplum kuruluşları tarafından kurulması planlanan çeşitli üniteler de var. Bu ünitelerin kurulmasında en hızlı davranan Türk Böbrek Vakfımız oldu. Sağ olsunlar çok kısa sürede bu üniteyi tamamladılar. Vakıf ruhuyla fedakârca çalışarak bizlere bu tesisi kazandırdılar. Kendilerine çok teşekkür eder, diyaliz merkezinin hayırlı olmasını dilerim.” dedi.
Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk ise tesisin kurulmasında emeği geçen Lions Deutschland Vakfı, Rotem Kimyevi Maddeler A.Ş. ve LİSES Vakfı temsilcilerine teşekkür ederek başladığı konuşmasına Türk Böbrek Vakfı’nın tarihçesinden ve faaliyetlerinden bilgiler vererek devam etti. Başkan Timur Erk Türk Böbrek Vakfı olarak, 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan depremlerde de önemli görevler ifa ettiklerini belirtti. Özellikle 6 Şubat tarihinde yaşanan ve asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerde diyaliz hastalarının tedavi merkezlerine ulaşımını sağlamak için sürekli sahada görev yaparak yaklaşık 500 hastanın tedavisine katkı sağladıklarını bununla birlikte deprem bölgesine gıda ve tıbbi malzemeler de ulaştırdıklarını dile getirdi. Başkan Timur Erk konuşmasında “Depremden kısa bir süre sonra başladığımız bu tesisi 3 buçuk ay gibi kısa bir zamanda hizmete almanın gururunu yaşıyoruz. Türk Böbrek Vakfının ülkemizin değişik yerlerinde sağlık ve eğitim yatırımları oldu. Buradan sonraki durağımız Hatay. Hatay’da bir anaokulu yapma girişimimiz oldu. Açılışını yaptığımız bu tesisin hayırlı olmasını diliyor, 6 Şubat’ta kaybettiğimiz vatandaşlarımızın manevi huzurunda onları saygıyla anıyorum.” dedi.
Açılış konuşmasında söz alan KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Nefroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özkan Güngör “6 Şubat tarihinde meydana gelen depremlerde bir kez daha tecrübe ettik ki enkazdan sağ kurtulanlara ve kronik diyaliz hastalarına sunulan diyaliz hizmeti ertelenemeyecek kadar hayati bir öneme sahip. Deprem anından itibaren KSÜ Uygulama ve Araştırma Hastanemizde aralıksız diyaliz hizmeti veren tek sağlık kuruluşuyduk. Çok sayıda hastanın hayata tutunmasına vesile olduk. Üniversitemiz ve Sağlık Bakanlığının girişimleri ile Türk Böbrek Vakfı’nın özverili çalışmaları sonucu KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanemizin bahçesine inşa ettiği diyaliz merkezi, gayet geniş, ferah ve teknolojik ekipmanlara sahip. Tesisin faaliyete geçmesi ile birlikte bölgemizde diyaliz hastalarının ihtiyaç duyduğu önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. Böylesi bir tesisi bugün hizmete açmanın gururunu yaşıyoruz. Türk Böbrek Vakfımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederim.” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından Kahramanmaraş Milletvekili Ömer Oruç Bilal Debgici ve KSÜ Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım, Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk’e plaket takdiminde bulundu.
Törende KSÜ Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım ile Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk tesisin devir teslim tutanağını imzaladılar.
Tören kapsamında Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk tesisin yapımında ve maddi kaynakların bağışçılardan toplanmasında emeği geçen Lions Deutschland Vakıf, Rotem Kimyevi Maddeler A.Ş. ve LİSES Vakfı temsilcilerine plaket takdim etti.
Açılış kurdelesini kesen protokol üyeleri diyaliz ünitesini gezerek tesis hakkında bilgiler aldı.
Ayrıca tören öncesi Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyeti, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım ile Rektörlük makamında bir araya geldi. Görüşmede Rektör Yasım Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyetine Kahramanmaraş’ın simgesi ceviz oyma sandık ve bakır işi süslemelerin olduğu hediye takdiminde bulundu.
Sağlık
Op. Dr. Devseren: Toplumun Yüzde 40’ı Baş Ağrısı Sorunu Yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre toplumun yüzde 40’ında baş ağrısı sorunu yaşandığının altını çizen KBB Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, migren semptomları, çeşitleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi.
“7-10 GÜN ARASI BAŞ AĞRISI ÇEKİYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.”
Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
BAŞ AĞRISI SEMPTOMLARI VE TEDAVİSİ
“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı.
Sağlık
KSÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı ve Vefa Töreni Düzenlendi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi tarafından “14 Mart Tıp Bayramı” ve “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” düzenlendi.

KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Resim ile akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz konuşmasında tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, insan sağlığı için büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin her zaman takdire şayan olduğunu ifade etti.
Tıp Fakültesinin en kıdemli öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale ise konuşmasında hekimliğin fedakârlık ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu belirterek tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “Kıdemli mezunlarımızı, yeni öğrencilerimizi ve tüm meslektaşlarımızı bu güzel günün heyecanıyla selamlıyorum. Tıp mesleği, meslekler arasında en önde gelenlerden biridir. İnsanların hayatlarının en zor ve en hassas anlarında başvurduğu bir meslektir. Aynı zamanda savaş zamanlarında dahi dost düşman ayrımı yapmaksızın ihtiyaç duyan herkese yardım eden kutlu bir meslektir.
Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünü yaşadığımız bu günlerde Gelibolu’da sargı yeri olarak adlandırılan alanda görev yapan bir hekimin, yaralı askerlere şifa dağıtırken kendi oğluna bir ağacın gölgesinde müdahale etmek zorunda kaldığı ve ne yazık ki evladını kaybettiği anlatılır. Bu örnek, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gösterir. Burası yalnızca tıp eğitiminin verildiği bir yer değil, aynı zamanda vatanın ihtiyaç duyduğu her an görev almaya hazır insanların yetiştiği bir kurumdur.
Tıbbi biyokimya alanında önemli çalışmalar yapan ve birçok tıp derneğinin kurulmasına öncülük eden Kırımlı Aziz Efendi, ülkemize Kızılay’ı kazandıran, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetini kuran isimlerden biridir. Tıp mesleğinin Türkçe öğretilmesini önemseyen Kırımlı Ali Efendi ise 38 yıllık kısa ömründe hekimliğin vatan bilinciyle icra edilmesi gerektiğini gelecek nesillere aktaran önemli bir şahsiyettir.
Vatanımız bir dünya harikası olan coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olmuştur. Milli Mücadele döneminde farklı devletler tarafından işgal edilmek istenen ülkemizde, 14 Mart tarihi aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin ve milletin birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Gelecek adına en büyük ümidimiz ise hekimlerimiz ve sağlık camiamızdır.” dedi. tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Tıp Fakültesine uzun yıllar emek veren, bilgi birikimleri ve özverili çalışmalarıyla tıp eğitimine ve sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayan kıymetli akademisyenlere teşekkür etti.
Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Araştırma Görevlisi Mehmet Karaca’nın gitar, Tıp Fakültesi öğrencisi Halil İbrahim Aydınlık’ın keman dinletisi ile devam eden programda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, katkılarından dolayı sanatçılara teşekkür belgesi takdim etti.
Program, “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” ile devam etti. Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak, üniversitede uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerine Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Plaketlerini takdim etti.
Sağlık
Prof. Dr. Ahmet Karacalar Uyardı: “Sadece Estetik Bir Sorun Değil!”
Estetik ve plastik cerrahinin duayen isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Karacalar, toplumda “Buffalo Hump” olarak bilinen ense hörgücü konusunda hayati uyarılarda bulundu. Karacalar’a göre; ense görgücü (Buffalo hump) yalnızca estetik bir sorun değildir; büyüklüğüne ve altta yatan nedene bağlı olarak postür, kas-iskelet sistemi ve bazı sistemik sağlık sorunlarına yol açabilir.

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ
Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR
Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: “Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları.” Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
“SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART”
Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: “Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir.”








































