Sağlık
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Günleri
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı tarafından Ortopedi Günleri kapsamında “Kemik Metastazlarına Multidisipliner Yaklaşım” konulu bilimsel bir program düzenlendi.
Toplantı açılışında Rektör Prof. Dr. Güner Dağlı’yı temsilen konuşma yapan SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, bilimsel toplantılara ev sahipliği yapmaktan gurur ve mutluluk duyduklarını söyledi.
SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantının yöneticiliğini SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cenk Cankuş yaptı.
Dr. Öğr. Üyesi Cankuş, “Kemik metastazlarının tedavisinde çok büyük gelişmeler oldu. Dolayısıyla bu gelişmelerin de insanlara yararına değinmeden geçemeyeceğim” dedi.
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, kanserin sık görülen hastalık olduğunu anımsattı.
Kardiyovasküler hastalıkların ölüm nedenleri arasında ilk sırada iken 2030 projeksiyonuna göre kanser nedenli ölümlerin ilk sıraya yükseleceğinin öngörüldüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti:
“Önemli bir halk sağlığı sorunu olan kanser nedenli ölümlerin yüzde 90’ı metastazlara bağlıdır. Ve kemik önemli bir metastaz alanıdır. Kemik metastazların yönetimi kanserin her alanında olduğu gibi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.
İşte bu nedenle hastanemizde her hafta gerçekleştirdiğimiz tümör konseyimizde, bu hastalarımızı Ortopedi, Tıbbi Onkoloji, Patoloji, Nükleer Tıp, Radyasyon Onkolojisi, Beyin Cerrahi, Genel Cerrahi bilim dallarından hocalarımızla tartışarak yönetiyoruz. Bu güzel toplantı için Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalımıza teşekkür ediyorum.”
Türkiye’nin ortopedi ve travmotoloji alanındaki önemli isimlerin katıldığı program, iki oturum halinde düzenlendi. Oturumlarda kemik metastazlarının cerrahi dışı tedavileri ve cerrahi tedavisi tartışıldı.
- ÖĞR. ÜYESİ ÖZLEM NURAY SEVER
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Nuray Sever, “Kemik Metastazlı Hastaya Onkolojik Yaklaşım (Patofizyoloji, Tanı, Kemoterapi)” sunumuyla, kemik metastazlarının oluşum mekanizması, metastazın sık görüldüğü primer kanserler ve bu hastalıkların ilaç tedavisi hakkında sunum gerçekleştirdi.
Kemik metastazlarında yaygın kullanılan ilaçların metastazlara bağlı ağrı ve kırık gibi komplikasyonları azaltmada etkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Sever, yeni araştırılan ilaçların metastazların tedavisinde, diğer bölümlerle ortak hareket edilmesinin öneminin altını çizdi.
- DERYA KÜÇÜK
“Kemik Metastazlarında Radyoterapi Tedavisi”ni anlatan Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Derya Küçük ise birçok kemik metastazında radyoterapi ile ağrı kontrolü sağlanabileceği gibi kırık riskinin de azaltılabileceğine dikkat çekti.
- ÖĞR. ÜYESİ ŞİNASİ ÖZKILIÇ
“Kemik Metastazlarında Nükleer Tıp Yaklaşımları” başlığı ile metastazların tedavisinde nükleer tıp uygulamalarına değinen SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şinasi Özkılıç da tedavilerinde ağrı kontrolü sağlanmayan multiple metastazlı hastalarda radyonüklit tedavinin ağrı kontrolünde öne çıktığını kaydetti.
DOÇ. DR. GÖKHAN BÜLENT SEVER
SANKO Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Gökhan Bülent Sever “Üst Ekstremite Metastazlarında Cerrahi Tedavi” sunumu yaptı.
Üst ekstremite özellikle kol kemiğinde metastazların fazla görüldüğünü ve kırık riski ve ya patolojik kırık durumlarında cerrahi tedavinin öne çıktığını ifade eden Doç. Dr. Sever, üst ekstremite metastazlarında cerrahi tedavinin amacının daha çok hastaya fonksiyonellik kazandırmak ve hasta konforunu artırmak olduğunu vurguladı.
PROF. DR. BÜLENT EROL
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı ve Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği (TOTBİD) Kemik ve Yumuşak Doku Tümörleri Şube Başkan Prof. Dr. Bülent Erol, dernek olarak farkındalık sağlamak ve bu işe gönül veren meslektaşlar sayısını artırmakta bu toplantıların çok önemli olduğunu bildirdi.
SANKO Üniversitesi’nin ev sahipliği için teşekkür eden Prof. Dr. Erol, “Alt Ekstremite Metastazlarında Cerrahi Tedavi” ve “Pelvik Metastazlarda Cerrahi Tedavi” konularında bilgi paylaştı.
“Kemik metastazları çok sık görülüyor. Ciddi olarak bu konuda her ortopedist aslında vakalarla karşılaşıyor. Dolayısıyla da bu toplantının çok faydalı olacağına inanıyorum” diyen Prof. Dr. Erol, Özellikle tekli metastazlarda geniş rezeksiyonun hasta surveyini artırdığına değinerek, klinik tecrübelerini vaka görüntüleri ile aktardı.
- ÖĞR. ÜYESİ KADİR ÇINAR
“Omurga Metastazlarında Cerrahi Tedavi” konularında bilgi veren SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Kadir Çınar, vertebra metastazlarının sıklığından bahsetti, konservatif veya az invaziv cerrahilerin önemine işaret etti.
Sunumların ardından program, konuşmacı ve katılımcılara belge takdimi ve anı fotoğrafı çekimiyle son buldu.
Sağlık
Op. Dr. Devseren: Toplumun Yüzde 40’ı Baş Ağrısı Sorunu Yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre toplumun yüzde 40’ında baş ağrısı sorunu yaşandığının altını çizen KBB Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, migren semptomları, çeşitleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi.
“7-10 GÜN ARASI BAŞ AĞRISI ÇEKİYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.”
Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
BAŞ AĞRISI SEMPTOMLARI VE TEDAVİSİ
“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı.
Sağlık
KSÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı ve Vefa Töreni Düzenlendi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi tarafından “14 Mart Tıp Bayramı” ve “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” düzenlendi.

KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Resim ile akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz konuşmasında tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, insan sağlığı için büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin her zaman takdire şayan olduğunu ifade etti.
Tıp Fakültesinin en kıdemli öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale ise konuşmasında hekimliğin fedakârlık ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu belirterek tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “Kıdemli mezunlarımızı, yeni öğrencilerimizi ve tüm meslektaşlarımızı bu güzel günün heyecanıyla selamlıyorum. Tıp mesleği, meslekler arasında en önde gelenlerden biridir. İnsanların hayatlarının en zor ve en hassas anlarında başvurduğu bir meslektir. Aynı zamanda savaş zamanlarında dahi dost düşman ayrımı yapmaksızın ihtiyaç duyan herkese yardım eden kutlu bir meslektir.
Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünü yaşadığımız bu günlerde Gelibolu’da sargı yeri olarak adlandırılan alanda görev yapan bir hekimin, yaralı askerlere şifa dağıtırken kendi oğluna bir ağacın gölgesinde müdahale etmek zorunda kaldığı ve ne yazık ki evladını kaybettiği anlatılır. Bu örnek, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gösterir. Burası yalnızca tıp eğitiminin verildiği bir yer değil, aynı zamanda vatanın ihtiyaç duyduğu her an görev almaya hazır insanların yetiştiği bir kurumdur.
Tıbbi biyokimya alanında önemli çalışmalar yapan ve birçok tıp derneğinin kurulmasına öncülük eden Kırımlı Aziz Efendi, ülkemize Kızılay’ı kazandıran, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetini kuran isimlerden biridir. Tıp mesleğinin Türkçe öğretilmesini önemseyen Kırımlı Ali Efendi ise 38 yıllık kısa ömründe hekimliğin vatan bilinciyle icra edilmesi gerektiğini gelecek nesillere aktaran önemli bir şahsiyettir.
Vatanımız bir dünya harikası olan coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olmuştur. Milli Mücadele döneminde farklı devletler tarafından işgal edilmek istenen ülkemizde, 14 Mart tarihi aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin ve milletin birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Gelecek adına en büyük ümidimiz ise hekimlerimiz ve sağlık camiamızdır.” dedi. tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Tıp Fakültesine uzun yıllar emek veren, bilgi birikimleri ve özverili çalışmalarıyla tıp eğitimine ve sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayan kıymetli akademisyenlere teşekkür etti.
Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Araştırma Görevlisi Mehmet Karaca’nın gitar, Tıp Fakültesi öğrencisi Halil İbrahim Aydınlık’ın keman dinletisi ile devam eden programda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, katkılarından dolayı sanatçılara teşekkür belgesi takdim etti.
Program, “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” ile devam etti. Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak, üniversitede uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerine Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Plaketlerini takdim etti.
Sağlık
Prof. Dr. Ahmet Karacalar Uyardı: “Sadece Estetik Bir Sorun Değil!”
Estetik ve plastik cerrahinin duayen isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Karacalar, toplumda “Buffalo Hump” olarak bilinen ense hörgücü konusunda hayati uyarılarda bulundu. Karacalar’a göre; ense görgücü (Buffalo hump) yalnızca estetik bir sorun değildir; büyüklüğüne ve altta yatan nedene bağlı olarak postür, kas-iskelet sistemi ve bazı sistemik sağlık sorunlarına yol açabilir.

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ
Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR
Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: “Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları.” Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
“SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART”
Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: “Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir.”



































