Sağlık
SANKO’da “Geçmişten Günümüze Hemşirelikte Değerler” Sempozyumu
SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Hemşirelik Bölümü tarafından “12-18 Mayıs Dünya Hemşirelik Haftası” etkinlikleri kapsamında “Geçmişten Günümüze Hemşirelikte Değerler-III” konulu sempozyum düzenlendi.

SANKO Üniversitesi SBF Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, sempozyumda yaptığı konuşmada meslek etiğinin ayrılmaz parçası olan mesleki değerlerin, bireylerin görevlerini yerine getirirken uyması gereken rehber ilkeler olduğuna vurgu yaptı.
Her meslekte olduğu gibi hemşirelerin de mesleki değerleri, akademik eğitim ve mesleki tecrübeleriyle kazandığına dikkat çeken Prof. Dr. Pasinlioğlu, değerlerin, mesleki davranışlarla ilgili standartları ve beklenenleri yansıttığını anımsattı.
Prof. Dr. Pasinlioğlu, “Meslektaşlarımın ve öğrencilerimizin Hemşireler Haftasını kutluyor, sempozyuma katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
PROF. DR. NİMET OVAYOLU
Sempozyumun başkanlığını üstlenen SANKO Üniversitesi SBF Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nimet Ovayolu ise toplumsal bilincin artırılmasına, edinilen bilgi ve tecrübenin paylaşılmasına yönelik düzenlenen programların yararına değindi.
Bu sempozyumun anlamının kendileri için büyük olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ovayolu, “Hemşireliğin sürekli değişen dünyaya hem bugün hem de gelecekte ayak uydurması, var olan statüsünü geliştirmesi, bakımın kalitesini artırmasında profesyonellik ve mesleki değerler yol gösterici bir araçtır” dedi.
KAOSTAN KARMAŞIKLIĞA ŞEFKAT
Erciyes Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sultan Taşcı da “Kaostan Karmaşıklığa Şefkat” konulu sunumunda, hasta bakım süreçlerinin hastanede yatış süresi, komplikasyon ve malpraktis (öngörülmeyen tıbbi hatalar) gibi tıbbi ve yönetsel sonuçları, uygulamada sıklıkla öngörülmeyen şekilde karşılarına çıktığını ifade etti.
Yeni teknoloji, çoklu tedavi protokolleri, çok sayıda hizmet sağlayıcının olması, mevzuat kısıtlamaları, bir hastanın tedaviye verdiği yanıtın doğasında var olan belirsizlik / muğlaklık, değişkenlik gibi durumların sağlık hizmetlerindeki karmaşıklığın artmasına neden olduğunun altını çizen Prof. Dr. Taşçı, 21. yüzyıla giriş ile karmaşık sistem kavramının, sağlık hizmetleri süreçlerinin davranışlarını anlamak için bir çerçeve olarak gösterildiğini anlattı.
“Araştırmacılar hemşirelik mesleğinin bir tam bir karmaşık adaptif sistem (KAS) özelliği gösterdiğini belirtmektedirler” diyen Prof. Dr. Taşçı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hemşireliğe KAS modeli merceğinden bakıldığında, sistem içerisindeki temel bileşenleri ve ilişkileri görselleştirmek ve ardından hemşirelik bilimi, uygulaması, liderliği, araştırma ve eğitimine yeni yaklaşımlar geliştirmek mümkün olabilecektir. Hemşirelik bakımı uygulama ve araştırma alanlarında KAS’ların temel özelliklerinin dikkate alınması önemlidir.
Kaotik ve karmaşık olan sistemler bize çeşitlilik, farklı bakma, sadelik, esnek olabilme, istişare etme, yararlı olma ve mevcut konfor alanından çıkma cesaretini öğretmektedir. Kendini tanıma yolundaki cesaret bizi ölçülü görüş, sezgi, farkındalık, bilgelik ve nihayetinde merhamet ve şefkate doğru ulaştırır.”
HEMŞİRELİKTE ÇEŞİTLİLİK, EŞİTLİK VE KAPSAYICILIK
Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülcan Bağçivan ise “Hemşirelikte Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık” başlıklı sunum yaptı.
Prof. Dr. Bağçivan çeşitlilik, adalet ve kapsayıcılık kavramlarını, bireylerin kendilerini ifade edebildikleri, değerli hissettikleri, desteklendikleri ve geçmişleri ile eğilimlerinden bağımsız olarak fırsat eşitliğine ulaşabildikleri ve gelişebildikleri kültür olarak tanımladı.
Sağlık hizmetlerinin sürekli gelişen ortamında, çeşitlilik, adalet ve kapsayıcılığın ele alınması ve desteklenmesinin kaliteli hasta bakımının iyileştirilmesi için önemli etkiye sahip olduğuna işaret eden Prof. Dr. Bağçivan, şunları kaydetti:
“Sağlık hizmeti sunumunun omurgası olan hemşireler, bu değerlerin savunulmasında benzersiz ve önemli bir konuma sahiptir. Hemşireler bakım, savunuculuk, eğitim ve araştırma rolleri sayesinde sağlık bakım ortamlarında çeşitliliği, adaleti ve katılımı teşvik etmede çok önemli bir konumdadır”
Oturum başkanlığını SANKO Üniversitesi SBF Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Polat Olca’nın yaptığı ikinci oturumda ise SANKO Üniversitesi Hastanesi Klinik Hemşiresi Hemşire Aslı Yaşar “2024 ICN Teması: Hemşirelerimiz Geleceğimiz. Bakımın Ekonomik Gücü”, SANKO Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Ana Bilim Dalı öğrencisi Gül Kırıcı “Bakımın Kalitesinin Artırılmasında Lisansüstü Eğitimin Önemi”, SANKO Üniversitesi SBF Hemşirelik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi İrem Nur Tepe “Çocukların Gözünden Hemşire” başlıklı sunum yaptı.
SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen sempozyuma SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı ve Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım da katıldı.
Sunuculuğunu SANKO Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Ana Bilim Dalı öğrencisi Ebru Ballı’nın yaptığı sempozyum hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Sağlık
Op. Dr. Devseren: Toplumun Yüzde 40’ı Baş Ağrısı Sorunu Yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre toplumun yüzde 40’ında baş ağrısı sorunu yaşandığının altını çizen KBB Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, migren semptomları, çeşitleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi.
“7-10 GÜN ARASI BAŞ AĞRISI ÇEKİYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.”
Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
BAŞ AĞRISI SEMPTOMLARI VE TEDAVİSİ
“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı.
Sağlık
KSÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı ve Vefa Töreni Düzenlendi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi tarafından “14 Mart Tıp Bayramı” ve “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” düzenlendi.

KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Resim ile akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz konuşmasında tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, insan sağlığı için büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin her zaman takdire şayan olduğunu ifade etti.
Tıp Fakültesinin en kıdemli öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale ise konuşmasında hekimliğin fedakârlık ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu belirterek tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “Kıdemli mezunlarımızı, yeni öğrencilerimizi ve tüm meslektaşlarımızı bu güzel günün heyecanıyla selamlıyorum. Tıp mesleği, meslekler arasında en önde gelenlerden biridir. İnsanların hayatlarının en zor ve en hassas anlarında başvurduğu bir meslektir. Aynı zamanda savaş zamanlarında dahi dost düşman ayrımı yapmaksızın ihtiyaç duyan herkese yardım eden kutlu bir meslektir.
Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünü yaşadığımız bu günlerde Gelibolu’da sargı yeri olarak adlandırılan alanda görev yapan bir hekimin, yaralı askerlere şifa dağıtırken kendi oğluna bir ağacın gölgesinde müdahale etmek zorunda kaldığı ve ne yazık ki evladını kaybettiği anlatılır. Bu örnek, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gösterir. Burası yalnızca tıp eğitiminin verildiği bir yer değil, aynı zamanda vatanın ihtiyaç duyduğu her an görev almaya hazır insanların yetiştiği bir kurumdur.
Tıbbi biyokimya alanında önemli çalışmalar yapan ve birçok tıp derneğinin kurulmasına öncülük eden Kırımlı Aziz Efendi, ülkemize Kızılay’ı kazandıran, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetini kuran isimlerden biridir. Tıp mesleğinin Türkçe öğretilmesini önemseyen Kırımlı Ali Efendi ise 38 yıllık kısa ömründe hekimliğin vatan bilinciyle icra edilmesi gerektiğini gelecek nesillere aktaran önemli bir şahsiyettir.
Vatanımız bir dünya harikası olan coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olmuştur. Milli Mücadele döneminde farklı devletler tarafından işgal edilmek istenen ülkemizde, 14 Mart tarihi aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin ve milletin birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Gelecek adına en büyük ümidimiz ise hekimlerimiz ve sağlık camiamızdır.” dedi. tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Tıp Fakültesine uzun yıllar emek veren, bilgi birikimleri ve özverili çalışmalarıyla tıp eğitimine ve sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayan kıymetli akademisyenlere teşekkür etti.
Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Araştırma Görevlisi Mehmet Karaca’nın gitar, Tıp Fakültesi öğrencisi Halil İbrahim Aydınlık’ın keman dinletisi ile devam eden programda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, katkılarından dolayı sanatçılara teşekkür belgesi takdim etti.
Program, “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” ile devam etti. Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak, üniversitede uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerine Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Plaketlerini takdim etti.
Sağlık
Prof. Dr. Ahmet Karacalar Uyardı: “Sadece Estetik Bir Sorun Değil!”
Estetik ve plastik cerrahinin duayen isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Karacalar, toplumda “Buffalo Hump” olarak bilinen ense hörgücü konusunda hayati uyarılarda bulundu. Karacalar’a göre; ense görgücü (Buffalo hump) yalnızca estetik bir sorun değildir; büyüklüğüne ve altta yatan nedene bağlı olarak postür, kas-iskelet sistemi ve bazı sistemik sağlık sorunlarına yol açabilir.

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ
Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR
Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: “Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları.” Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
“SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART”
Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: “Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir.”









































