Sağlık
Tıp Tarihine Geçecek Ameliyat
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi (Tıp Fakültesi Hastanesi) bir ilk gerçekleştirdi.
KSÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Kalp Damar Cerrahisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişçi ve ekibi, Dünya literatüründe bile örneklerine nadir rastlanan ana aort damarı 15 santimetre çapında büyüyen 85 yaşındaki hastayı sağlığına kavuşturdu. Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde ikamet eden 85 yaşındaki Fahri Kılınç, yaklaşık 4 yıl süren karın ağrısı ve karnındaki şişlik nedeniyle KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Doktorların tetkikleri sonunda yaşlı adamın karnındaki şişlik incelendiğinde 3 santimetre çapında olması gereken ana aort damarının 15 santimetre çapında büyüdüğü tespit edildi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Kirişçi öncülüğündeki ekip, hastaya riskli olan açık ameliyat yerine kapalı ameliyat yapma kararı verdi. Doç. Dr. Mehmet Kirişçi, operasyonla ilgili şu bilgileri verdi: “Hastamız bize şiddetli bir karın ağrısı ile başvurdu. Daha önceki yapılan tetkiklerde karın damarında balonlaşma söylenmiş ve ileri bir merkeze gitmesi söylenmiş. Balonlaşan damarın tamir olması gerektiği gibi bilgiler söylenmiş. Bu şikâyetler ile bize başvurdu ve hastayı muayene ettik. Kendimiz de filmler çektirdik ve karnındaki ana aort damarın ciddi oranda balonlaştığını gördük. Normalde olması gereken 2-3 santimlik damar çapının 15 santimetre çapına ulaştığı ve damar duvarını da inceleyerek her an patlayacak pozisyonda olduğunu gördük. Bu durumu hastamıza ve yakınlarımıza ifade ederek acil ameliyata olması gerektiğini bildirdik. Açık ameliyat olması durumunda ölüm riski çok yüksekti. Radyolojik görüntüleri değerlendirmemiz sonucunda zor da olsa kapalı yöntemle yapmaya karar verdik. Normal şartlarda açık ameliyat olmuş olsaydı yaklaşık 10-12 saat sürecek bir operasyondu. Balonlaşan ana aort damarı Anjiografi Yöntemi ile kapalı olarak yaklaşık 2 saatlik sürede başarılı bir şekilde onarıldı.” ifadesini kullandı.
“Hastanın yaşıyor olması tam bir mucize”
Kılınç’ın karnındaki damarın neredeyse bir karpuz büyüklüğünde genişlediğini belirten Doç. Dr. Mehmet Kirişçi, şunları kaydetti: “Normal şartlarda bu çap oluşana kadar ölümle sonuçlanabilirdi. Nihayetinde biz, hastamızın kasığından girerek anjyo-greft ile özel olarak getirttiğimiz stent-greft ile kapattık ve orada balonlaşan damarı tamamen kapattık. İşlem sonrası hastamızın var olan şikâyetleri geriledi. Balonlaşan damarın kanlanması da kapandı ve oradaki anevrizmatik yapıyı ortadan kaldırmış olduk. Hastamız gayet konforlu ve taburcu noktasına geldi. Yani damarı balon gibi düşünelim ve büyüdükçe patlama riski artar. Damar, standardın üzerinden yaklaşık 10 santimetre büyümüş. Eğer buraya gelmeseydi ölümle sonuçlanabilirdi.” dedi.
Hasta Fahri Kılınç ise, “Karnımda şişlik vardı ve onun ağrısından duramıyordum. Şu anki durumum gayet iyi. Bütün sıkıntılarımdan hocamın sayesinde kurtuldum.” dedi.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Niyazi Can, “Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanemiz son yıllardaki başarılı ameliyatlar başta olmak üzere tüm bireylerin ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerinden eksiksiz bir şekilde faydalanmaları hususunda tüm gayretimizle vatandaşlarımıza şifa dağıtmaya devam ediyoruz.” dedi.
“Rektörlük olarak gurur duyuyoruz”
Yapılan ameliyat dolayısıyla bir açıklama yapan Prof. Dr. Niyazi Can, üniversitemizin her alanda olduğu gibi sağlık alanında ilklere imza attığını belirterek şunları söyledi:
“KSÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Kalp Damar Cerrahisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişçi ve ekibi tarafından gerçekleştirilen ana aort damarı 15 santimetre çapında büyüyen ve anjyo-greft ile ameliyatı, üniversitemiz hastanesi için önemli bir başarıdır. Üniversitemiz Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde büyük bir özveri ile sağlık alanında çalışmalarını yürüten kıymetli hocalarımız ve sağlık personelimizle gerçekleştirilen bu tür ameliyatlar, şifa bekleyen insanlarımız için büyük önem arz etmektedir. Türkiye’de bu alanda sayılı isimlerden birisi olan Mehmet Kirişçi ve tüm ekibimizi bu başarılı ameliyattan dolayı tebrik ediyorum. Tüm hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Üniversite yönetimi olarak gurur duyduğumuz bu çalışmaları; eğitim, araştırma ve uygulama anlamında her zaman destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Sağlık
Op. Dr. Devseren: Toplumun Yüzde 40’ı Baş Ağrısı Sorunu Yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre toplumun yüzde 40’ında baş ağrısı sorunu yaşandığının altını çizen KBB Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, migren semptomları, çeşitleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi.
“7-10 GÜN ARASI BAŞ AĞRISI ÇEKİYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.”
Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.
BAŞ AĞRISI SEMPTOMLARI VE TEDAVİSİ
“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı.
Sağlık
KSÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı ve Vefa Töreni Düzenlendi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi tarafından “14 Mart Tıp Bayramı” ve “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” düzenlendi.

KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Resim ile akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz konuşmasında tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, insan sağlığı için büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının emeklerinin her zaman takdire şayan olduğunu ifade etti.
Tıp Fakültesinin en kıdemli öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale ise konuşmasında hekimliğin fedakârlık ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu belirterek tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “Kıdemli mezunlarımızı, yeni öğrencilerimizi ve tüm meslektaşlarımızı bu güzel günün heyecanıyla selamlıyorum. Tıp mesleği, meslekler arasında en önde gelenlerden biridir. İnsanların hayatlarının en zor ve en hassas anlarında başvurduğu bir meslektir. Aynı zamanda savaş zamanlarında dahi dost düşman ayrımı yapmaksızın ihtiyaç duyan herkese yardım eden kutlu bir meslektir.
Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünü yaşadığımız bu günlerde Gelibolu’da sargı yeri olarak adlandırılan alanda görev yapan bir hekimin, yaralı askerlere şifa dağıtırken kendi oğluna bir ağacın gölgesinde müdahale etmek zorunda kaldığı ve ne yazık ki evladını kaybettiği anlatılır. Bu örnek, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gösterir. Burası yalnızca tıp eğitiminin verildiği bir yer değil, aynı zamanda vatanın ihtiyaç duyduğu her an görev almaya hazır insanların yetiştiği bir kurumdur.
Tıbbi biyokimya alanında önemli çalışmalar yapan ve birçok tıp derneğinin kurulmasına öncülük eden Kırımlı Aziz Efendi, ülkemize Kızılay’ı kazandıran, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetini kuran isimlerden biridir. Tıp mesleğinin Türkçe öğretilmesini önemseyen Kırımlı Ali Efendi ise 38 yıllık kısa ömründe hekimliğin vatan bilinciyle icra edilmesi gerektiğini gelecek nesillere aktaran önemli bir şahsiyettir.
Vatanımız bir dünya harikası olan coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olmuştur. Milli Mücadele döneminde farklı devletler tarafından işgal edilmek istenen ülkemizde, 14 Mart tarihi aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin ve milletin birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Gelecek adına en büyük ümidimiz ise hekimlerimiz ve sağlık camiamızdır.” dedi. tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Tıp Fakültesine uzun yıllar emek veren, bilgi birikimleri ve özverili çalışmalarıyla tıp eğitimine ve sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayan kıymetli akademisyenlere teşekkür etti.
Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Araştırma Görevlisi Mehmet Karaca’nın gitar, Tıp Fakültesi öğrencisi Halil İbrahim Aydınlık’ın keman dinletisi ile devam eden programda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, katkılarından dolayı sanatçılara teşekkür belgesi takdim etti.
Program, “Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Töreni” ile devam etti. Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak, üniversitede uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerine Çeyrek Asır Akademik Hizmet ve Vefa Plaketlerini takdim etti.
Sağlık
Prof. Dr. Ahmet Karacalar Uyardı: “Sadece Estetik Bir Sorun Değil!”
Estetik ve plastik cerrahinin duayen isimlerinden Prof. Dr. Ahmet Karacalar, toplumda “Buffalo Hump” olarak bilinen ense hörgücü konusunda hayati uyarılarda bulundu. Karacalar’a göre; ense görgücü (Buffalo hump) yalnızca estetik bir sorun değildir; büyüklüğüne ve altta yatan nedene bağlı olarak postür, kas-iskelet sistemi ve bazı sistemik sağlık sorunlarına yol açabilir.

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ
Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR
Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: “Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları.” Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
“SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART”
Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: “Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir.”



































