Siyaset
Babacan, “Açlığı Öğrenciye, Emekliye Sor Bakalım”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Başakşehir ilçe kongresinde konuştu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Başakşehir ilçe kongresinde konuştu. Başakşehir’de kongre için kendilerine küçük bir salon verildiğini söyleyen Babacan, salonda yer kalmayınca partisinin yöneticilerini kürsüye davet etti. Babacan şu ifadeleri kullandı:
‘Hiçbir yer vermeseler parkta on binleri toplarız’
“Zannediyorlar ki ‘DEVA Partisi’ne salon vermezsek kongrelerini yapamayacaklar’. Rüyanızda görürsünüz. Hiçbir yer vermeseler gider park alanında toplanırız, on binleri toplar kongremizi yaparız. Dik duracağız.”
‘Aç yatan insana ‘Sen aç değilsin’ diyor’
“Erdoğan çıktı ne dedi? Dinlerken kulaklarıma inanamadım, tekrar dinledim. Aç kaldık diyenlere ‘Vicdansızlık yapma, dürüst ol’ diyor. Aç yatan insana ‘Sen aç değilsin’ diyor. Üstüne de hakaret ediyor. Yahu arkadaş, sen gel de şu üniversite yurtlarında bir kap çorbayla öğün geçiştirmeye çalışan öğrenci kardeşlerimize açlığı bir sor bakalım. Ayda 2500 lira maaşla geçinmeye çalışan, ekmek kuyruklarında bekleyen emeklilerimize bir sor bakalım. Beştepe’den ahkam kesmek kolay. İşsiz kalan, borcu borçla kapatmaya çalışan vatandaşlarımıza açlığı bir sor.”
‘Kutuplaşma sona ermesin diye ellerinden geleni yapıyorlar’
“Bu iktidar, özellikle son dönemde, yaşam tarzı üzerinden ülkede gerginlik çıkarmak için olağanüstü bir çaba göstermeye başladı. Ülke normalleşmesin, kutuplaşma sona ermesin diye ellerinden geleni yapıyorlar. Konserleri yasaklıyorlar. Hatta önce onay verip sonra iptal ediyorlar. Gençlerin, üniversitelilerin bahar şenliklerini engelliyorlar. Sadece kendilerinin propaganda aracı haline gelmiş TRT’nin vergisini artırıyorlar.”
‘Vergi değil, adeta ceza’
“Bazı ürünlerin vergilerini astronomik şekilde artırıyorlar. Vergi değil, adeta ceza. Olacak şey mi yahu? Bütün bunlar hesapsız kitapsız yapılan işler değil. Bakıyorlar destek hızla azalıyor. En iyi bildiklerini yapıyorlar. En iyi bildikleri; düşman üretmek, toplumu birbirine düşürmek, kutuplaştırmak. ‘Kutuplaştırırsak seçimi belki alabiliriz’ diye düşünüyorlar. Siz bu seçimi kazanmayı rüyanızda göreceksiniz. Bu ülkede, insanları yaşam tarzına, dinledikleri müziğe, konuştukları dile göre ayırmaya çalışan herkesle bütün gücümüzle mücadele edeceğiz. Gerilime müsaade etmeyeceğiz.”
‘Vebalinden kurtulamazsınız’
“Özellikle dış güvenlik meselelerinde, bu ülkenin yarınlarıyla ilgili alınacak kritik, stratejik, önemli kararlarda mutlaka diğer siyasi partilerle istişare içinde olmak zorundalar artık. ‘Kardeşim yetki ve mühür bende, aklıma geleni yaparım’, yok öyle yağma. Siz ne yapacağınızı seçime kadar daha çok anlatmak zorundasınız. Hele sınır ötesi operasyon gibi çok önemli, stratejik konularda siyasi partileri bilgilendirmek, bunun gerekçesini, meşruiyetini anlatmak zorundasınız. Eğer ‘Ekonomik kriz berbat, dolar 16 lirayı geçmiş, milletin dikkatini başka bir yere çekeyim. Ekonomik krizin üstünü daha büyük bir krizle örteyim’ diyorsanız, bunun vebalinden kurtulamazsınız. Anlatmak zorundasınız.”
‘Rövanş isteyenler avucunu yalayacak’
“Gücü ele geçirenin zayıfı ezdiği bir Türkiye’ye bir daha asla dönmeyeceğiz. Rövanş isteyenler, çivi çiviyi söker diyenler avcunu yalayacak. Kusura bakmasınlar. Kızgınlığı anlıyoruz, öfkeyi anlıyoruz. Ancak devletin, her türlü yanlışa, her türlü hukuksuzluğa, her türlü suça karşı hukuk içinde kalarak mücadele vermesi gerektiğini en iyi bilenlerdeniz.”
‘Suça karışanlar hesaplarını verecekler’
“Bu dönemde suça karışanlar var mı? Var. Hukuka aykırı davrananlar var mı? Var. Bunların tamamı bağımsız ve tarafsız yargının önüne gidecekler, hesaplarını verecekler. Bu yine hukuk ve adalet içinde olacak. Türkiye’yi asla öfkeye teslim etmeyeceğiz.”
‘Tüm ayrımcılıkları ortadan kaldırdığımızda mutlu olacağız’
“Kadınların 1968 yılından bu yana üniversite kapılarında verdikleri hak mücadelesinin şahidiyim. Yaşayanıyım. Bu mücadelenin hakkın zaferiyle sonuçlanmasında emeği olanlardanım. Bugün onur duyuyorum. Gönül isterdi ki bu kadar gecikmeseydi. Keşke o keyfi engeller bu kadar uzun sürmeseydi. Yasalara rağmen, hala, ülkemizde etnik, dini, mezhep, cinsiyet gibi nedenlerle yapılan ayrımcılıkları da görüyoruz, biliyoruz. Tüm ayrımcılıkları ortadan kaldırdığımızda hep beraber amacımıza ulaşacağımızı ve asıl o gün mutlu olacağımızı biliyorum.”
‘Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözüp önümüze bakacağız’
“Türkiye’nin tüm prangalarını sökeceğiz. 21. yüzyılın dünyasına yakışmayan, her seferinde patinaj yaptıran kavgaları tarihin çöplüğüne atacağız. Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözüp inşallah önümüze bakacağız. Hepsini hak ve hukuk temelinde çözeceğiz. İşte o zaman dünya bizi gerçek gücümüzle konuşacak. Dünya Türkiye’yi üretimiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, ihracatıyla, zenginliğiyle, refahıyla konuşacak. Dünya Türkiye’yi, adalette, hukukta, insan haklarında, demokraside gerçekleştirdiği ilerlemeyle anacak.”
‘Ülkenin en büyük faizcisi oldular’
“Koskoca milleti resmen faizzede yaptılar. Ülkenin en büyük faizcisi oldular. Başakşehir’den Beştepe’ye sesleniyorum. Sayın Erdoğan; sizinle iyi kötü bir hukukumuz oldu. Benden size eski bir dost tavsiyesidir: Sakın bundan sonra faizle mücadele ettiğinizi söylemeyin, başınız öne eğilir. Milletin parasını neden faize gömdüğünüzü sorarlar, önünüze bakmak zorunda kalırsınız. Cevap veremezsiniz.”
‘Buzluğa et değil ekmek koymak kader değildir’
“İnsanca yaşamak lüks değildir. Üç kuruş para biriktirip bir hafta tatil yapmak lüks olamaz. Bir karpuzu dilim yerine bütün almak lüks olamaz. İnsanların buzluğa et değil, ekmek koyması kader değil. Hele hele elektronik eşyaları hiç saymıyorum. Akıllı telefon, bilgisayar, oyun konsolunu hiç saymıyorum. İnsanlar paha biçilmeyen eser gibi bakıyor.”
‘İnsanlar içtiği çayın parasını kredi kartıyla ödemeye kalkıyor’
“İnsanlar bizim dönemimizde kredi çeker araba alırdı, ev alırdı, düşük taksitlerde öderdi. Şimdi ise insanlar günlük ihtiyaçlarını karşılamak, yağ almak için kredi çekiyorlar. Krediyle ekmek alıyorlar. İnsanlar neredeyse içtiği çayın parasını kredi kartıyla ödemeye kalkıyor. Sayın Erdoğan; milleti aldatmayı bırakın. İnsanların karnını yalanlarınızla doyuramazsınız.”
‘Çiller’e bile rahmet okuttular’
“Bunlar, döviz krizini de borç krizini de patlattılar. Sonra da krizleri bu milletin kucağına bıraktılar. Çiller’e bile rahmet okuttular. Ülkeyi borç-faiz sarmalına soktular. Partili, taraflı cumhurbaşkanının ilk icraatı ne oldu? Merkez Bankası’nın yıllardır biriktirdiği dövizi arka kapıdan cayır cayır yaktı. Damatla el ele verip yaptı. Tam 130 milyar dolar. Koskoca Cumhuriyet tarihinde Hazine’nin 95 yılda yaptığı borcu 2 senede ikiye katladılar.”
‘Sağlık sistemi çöküyor’
“Hepimizin gözü önünde sağlık sistemi çöküyor. Alınamayan randevuların, konulamayan teşhislerin, yapılamayan ameliyatların, bulunamayan ilaçların, göç eden hekimlerin, temizlenmeyen hastane tuvaletlerinin ülkesi olduk. ‘Ben imza atmasaydım olur muydu?’ diyor. Marifet tek imzadaysa at bir imza da sağlık sistemini düzelt bakalım.”
‘DEVA Partisi kazanan tarafta olacaktır’
Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçmenlerine de seslenen Babacan şunları söyledi:
“Sayın Erdoğan’ın artık yazacak yeni bir hikayesinin kalmadığını en iyi sizler biliyorsunuz. Ben de sizlerin tertemiz duygularınızın eksilmediğini, hiçbir zaman eksilmeyeceğini biliyorum. ‘28 Şubat karanlığını üstümüzden alsın’ dediğiniz insanların, 28 Şubatçılarla beraber yol yürümesinden ne kadar rahatsız olduğunuzu biliyorum. Yoksullaşmaya layık olmadığınızı biliyorum. Gelin hakkı, adaleti, huzuru herkes için hep birlikte isteyelim. Gelin yepyeni bir birliktelikle umut olalım. En kısa zamanda bu iktidarın irili ufaklı ortaklarıyla zaten vedalaşacağız. Sokakta herkes seçimi bekliyor. Herkes değişim istiyor. DEVA Partisi kazanan tarafta olacaktır. Gelin, DEVA Partisiyle hep beraber kazanalım. Biz hiçbir zaman ‘Oldum’ demeyeceğiz. Dinleyerek, öğrenerek, genişleyerek yolumuza devam edeceğiz.”
Siyaset
AK Parti Kahramanmaraş Heyeti İçişleri Bakanı Çiftçi ile Bir Araya Geldi
66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleriyle birlikte Ankara’da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi ziyaret eden Başkan Görgel, “Kahramanmaraş’ımızı daha dirençli, daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için tüm kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” dedi.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak için gittiği Ankara’da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile bir araya geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşen ziyarette; 66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt ve Mehmet Şahin ile Andırın Belediye Başkanı Ahmet Sinan Gökşen de yer aldı. Gerçekleştirilen görüşmede, Kahramanmaraş’ta deprem sonrası yürütülen yeniden yapılanma süreci kapsamlı şekilde değerlendirildi. Özellikle altyapıdan üstyapıya, konut projelerinden sosyal donatı alanlarına kadar geniş bir yelpazede devam eden çalışmaların son durumu ele alındı. Toplantıda ayrıca, şehir genelinde planlanan yeni yatırımlar ve projeler de gündeme geldi. Ulaşım altyapısının güçlendirilmesi, çevre düzenlemeleri ve sosyal yaşam alanlarının artırılmasına yönelik projeler üzerinde istişarelerde bulunuldu. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilirken, Kahramanmaraş’ın daha dirençli ve yaşanabilir bir şehir haline getirilmesi için atılacak adımlar değerlendirildi.
Çalışmalarımızı Kararlılıkla Sürdürüyoruz
Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Şehrimizin yeniden inşa ve ihya sürecini en güçlü şekilde sürdürebilmek adına Ankara’da yoğun bir temas trafiği yürütüyoruz. İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, Kahramanmaraş’ımızda devam eden çalışmaların son durumunu kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulduk. Aynı zamanda planladığımız yeni projeleri de istişare ederek sürecin daha hızlı ve etkin ilerlemesine yönelik önemli adımlar attık. Kahramanmaraş’ımızı daha dirençli, daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için tüm kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Siyaset
Yeniden Refah Kahramanmaraş’ta Kenetlendi: Hedef Daha Güçlü Teşkilat
Yeniden Refah Partisi Kahramanmaraş İl Divan Toplantısı, “İş Başa Düştü” temasıyla geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda, yerel yönetim çalışmaları ve teşkilatın gelecek hedefleri ele alınırken birlik ve şeffaf yönetim vurgusu öne çıktı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı ile başlayan programa; Yeniden Refah Partisi Kahramanmaraş İl Başkanı Muhammed Aydoğar’ın yanı sıra Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca, Göksun Belediye Başkanı Selim Cüce, ilçe başkanları, Kadın ve Gençlik Kolları üyeleri ile çok sayıda teşkilat mensubu katıldı.
İL TEŞKİLATINDAN BİRLİK MESAJI
Toplantının açılış konuşmasını yapan İl Teşkilat Başkanı Murat Kozalak, teşkilat içinde güçlü bir ekip ruhu oluştuğunu belirterek birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Kozalak, sahada aktif ve koordineli bir çalışma yürütüldüğünü ifade ederek toplantının hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
AYDOĞAR: “31 MART RUHUYLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”
İl Başkanı Muhammed Aydoğar, 31 Mart seçimlerinin yıl dönümüne dikkat çekerek elde edilen başarının teşkilatın kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi. Aydoğar, “O gün yakalanan başarı, bugün daha büyük hedeflere ulaşmamız için yol gösteriyor” dedi.
Teşkilatın tüm kademeleriyle güçlü bir yapı oluşturduğunu belirten Aydoğar, hedeflerinin yalnızca yerel başarılarla sınırlı olmadığını, ülke genelinde daha etkili bir teşkilat yapısı kurmayı amaçladıklarını ifade etti.
AKPINAR: “ŞEFFAF VE HESAP VEREBİLİR YÖNETİM”
Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, göreve geldikleri günden bu yana şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı benimsediklerini söyledi.
Gösterişten uzak bir belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Akpınar, israfı önlediklerini, vatandaşlarla doğrudan iletişim kurduklarını ve düzenli mahalle toplantılarıyla talepleri yerinde dinlediklerini ifade etti.
KARACA: “SINIRLI İMKÂNLARLA ÖNEMLİ İŞLER BAŞARDIK”
Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca, zorlu şartlara rağmen hizmet üretmeye devam ettiklerini belirtti. Disiplinli bir mali yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini ifade eden Karaca, kamu kaynaklarını etkin kullandıklarını ve gereksiz harcamalardan kaçındıklarını söyledi.
CÜCE: “VATANDAŞIMIZA MAHCUP OLMAMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Göksun Belediye Başkanı Selim Cüce ise teşkilatın sahadaki desteğinin önemine dikkat çekerek, vatandaşların beklentilerini karşılamak için yoğun çaba gösterdiklerini dile getirdi. Cüce, hizmetlerde şeffaflık ve samimiyet ilkesinden taviz vermediklerini belirtti.
ÖZTEKİN: “BİRLİK VE ORTAK AKIL ŞART”
Toplantının onur konuğu Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, yerel yönetimlerde başarının ortak akıl ve ekip çalışmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.
Öztekin, “Başarı için fikir, söylem ve eylem birliği şarttır. Milletimizin gönlündeki karşılığı icraatla güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Toplantı, teşkilat içi değerlendirmelerin ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Siyaset
Yavuz Ağıralioğlu: Memleketin Gündemine Odaklıyız
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ı ziyaretinde yaptığı açıklamada, “İktidarın duyamadığı, göremediği, anlayamadığı ve çözemediği ne kadar sorun varsa, bunları yeni bir enerji ve yeni bir sorumluluk anlayışıyla çözmek; dertleri bitirip ülkemizi daha güçlü bir geleceğe taşımak için yollardayız, gayret ediyoruz. Bu yüzden memleketin gündemine odaklıyız” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a nezaket ziyaretinde bulundu. Ağıralioğlu’na parti heyetinde Genel Sekreter Nihal Ağca, Toplumsal Politikalar Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zeki İşcan, Kültür&Sanat ve Turizm Politikaları Başkanı Muhammed Hakan Tanrıöver, Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanı Emine Küçükali Gürkök ile AR-GE ve Parti İçi Eğitim Okulu Başkanı Prof. Dr. Özcan Güngör eşlik etti.
“İSTİŞARE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ…”
Ziyaret sonrası yapılan basın toplantısında, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu özetle şunları söyledi:
“Samimi şekilde bir araya gelmeye ve istişare etmeye devam edeceğiz. Milletin sahipsiz, dertlerinin çözümsüz olmadığını, bu şartlardan çok daha iyi şartlarda yaşamanın mümkün olduğunu; Türkiye’nin doğru yönetildiğinde yalnızca 85 milyona değil, 850 milyona dahi yetebilecek potansiyele sahip bulunduğunu hem göstereceğiz hem de milletimizin umutlarını diri tutarak temsil edeceğiz inşallah. Verimli bir ziyaret ve verimli bir istişare oldu. Ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum.
Ülkenin acil sorunları nelerdir, hangi meseleler daha önemlidir, hangileri duyurulmalı, hangileri daha çok gündeme getirilmelidir, memleketin ve milletin gerçek gündemini konuşan siyasetin hayata geçirilmesi nasıl sağlanabilir… Bunları istişare ettik. Çünkü Türkiye’de siyasetin bir gündemi var, bir de milletin gündemi var. Türkiye’de siyasetin konuşulmasını istediği bir gündem var; milletin ise konuşulması elzem olan bir gündemi var.
SİYASİ BÜNYE YAŞLANDI, YIPRANDI…
Dolayısıyla biz muhalefet partileriyiz. Millet içiniz, milletin dertlerine derman olmak içiniz. İktidar bu kadar uzun süre görevde kaldığı için siyasi bünyenin yaşlandığını ve yıprandığını düşünüyoruz. Bu nedenle iktidarın duyamadığı, göremediği, anlayamadığı ve çözemediği ne kadar sorun varsa, bunları yeni bir enerji ve yeni bir sorumluluk anlayışıyla çözmek; dertleri bitirip ülkemizi daha güçlü bir geleceğe taşımak için yollardayız, gayret ediyoruz. Bu yüzden memleketin gündemine odaklıyız. Milletin konuşulmasını istediği sorunların ve duyulmasını arzu ettiği dertlerin dile getirilebildiği, çözülebilecek olanların çözüldüğü; çözülemiyorsa yönetimin devredilebildiği ya da devralınabildiği bir siyasal eşikte duruyoruz.”
BAKAN DEĞİŞİKLİKLERİ HAYIRLI OLSUN…
Ağıralioğlu, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı atamalarına yönelik gelen soruya ise yanıtı verdi:
“Memleketimiz için hayırlı olmasını temenni ederiz. Görev yapan arkadaşlar ellerinden geldiğince mücadele ettiler; kendilerine emekleri için teşekkür ederiz. Ancak bundan sonra söyleyeceklerimiz siyasi değerlendirmelerimizle ilgilidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yargıyı siyasallaştırdığı ve yargının siyasetin gölgesinde kaldığı yönünde eleştirilere konu olmaktadır. İktidar partisinin HSK ve Anayasa Mahkemesi üzerindeki hakimiyetinin, partili cumhurbaşkanlığı modeliyle birleşmesi sonucunda yargının siyasetin tesiri altında karar vermek zorunda kaldığı yönünde tenkitler yapılmaktadır. Bizim bu konuda kuvvetler ayrılığına dair bir hassasiyetimiz vardır.
“SÜREKLİ ELEŞTİRMEKTEN YORULDUK”
Sürekli eleştirmekten yorulduk. Hakkımızda pek çok dava açıldı, bu davalar kamuoyunda tartışıldı. ‘Bu adil mi’ denildi. ‘Mahkeme kararlarına saygılı olun’ denildi. Hükümet, siyasi vizyonunun hilafına çıkan kararlarda Anayasa Mahkemesi’ni dahi sorgulayabildi. Bunların hepsi gözümüzün önünde oldu. Bu nedenle özellikle adli bürokraside görev yapanların, emeklilik ya da görevden ayrılma sonrasında belli bir süre siyasete girmelerinin önünün kapatılması gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin yedi yıl gibi bir süre öngörülebilir. Emekli olan ya da görevinden ayrılan bir adalet bürokratının, en az bir seçim dönemi geçmeden siyasi pozisyon almaması gerekir.
“ÇÖZÜM; CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ’NİN DEĞİŞTİRİLMESİDİR”
Bazı mesleklerde siyasete geçişlerin belirli bir süre sınırlandırılması gerekir. Aksi halde verilen kararların bir ödül ya da mükafat beklentisiyle ilişkilendirilebileceği düşüncesi ortaya çıkabilir. Yargının töhmet altında kalmaması için bu alana bir sınırlama getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yargı ile siyaset arasındaki bu geçişkenlik, devlete ve adalet duygusuna olan güveni azaltabilecek bir ilkesizlik alanı oluşturmaktadır. Meseleyi ilkesel zeminde ele almayı tercih ediyorum. Bunun önüne geçecek düzenlemeler yapılmalıdır. Sorunun köklü çözümü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesidir.
Bu sistemin, Türk toplumunun adalet ihtiyacını ve kurumsal kapasitemizin verimliliğini karşılayamadığını düşünüyoruz. Ancak bu değişiklik yapılmasa dahi, en azından bu konuya ilişkin süre sınırlamasının getirilmesi gerekir. Verilen kararların objektifliği konusunda şüphe oluşmaması ve adalet mekanizmasının töhmet altında kalmaması için bu adım atılmalıdır. Siyaseti ve siyasetçiye olan güveni de aşındırabilecek bu alan kapatılmalıdır.
“MÜLKİYEYE DAİR BİR AİDİYET HİSSİ TAŞIRIZ”
İçişleri Bakanlığı için de hayırlı olmasını temenni ederim. Hususi özel bir itirazım yoktur. Ancak mülki idarede içeriden yapılan atamaların, kurum içi hiyerarşiyi zedeleyebileceğini düşünüyorum. Ben bir Mekteb-i Mülkiye mezunuyum ve mülkiyeye dair bir aidiyet hissi taşırız. Bununla birlikte, bu kurumların siyasete daha açık olması gerektiğini düşünüyorum. Devleti ve kurumları bilen, işleyişe hâkim kişilerin görevlendirilmesi önemlidir. İçeriden yapılan atamaların, kurum içindeki hiyerarşiyi ve kurumsal yapıyı zedeleme riski vardır. Yeni görev alanlara muvaffakiyet dilerim; inşallah hayırlı hizmetler yaparlar. Ancak devleti, adaleti, mülki idareyi ve devletin kurumsal kapasitesini korumak; siyaseti ve siyaset kurumunu aşırı kazanma hırsından muhafaza etmek gibi sorumluluklarımız vardır. Sistemler de bunun için vardır. Mevcut sistem ise bu endişelere konu olacak ölçüde aksaklıklar barındırmaktadır.”



































