Siyaset
Erdoğan: “Muhalefet Yolsuzluk İddialarına Cevap Veremiyor”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin yolsuzluk iddialarına net cevap veremediğini, kendi kadrolarına dahi sahip çıkamadığını belirterek, gündemi saptırmak için saldırgan bir siyaset izlediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakırköy’deki bir otelde düzenlenen AK Parti İstanbul Teşkilatı iftar programında yaptığı konuşmada, ramazan ayının 22’nci iftarını partisinin İstanbul İl Başkanlığının kıymetli neferleriyle yaptıklarını belirterek iftar sofrasına teşrif eden katılımcılara yürekten teşekkür etti. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve ekibine, mübarek ramazan akşamında kendilerini bir araya getirdiği, hasret gidermelerine, hasbihâl etmelerine imkân sağladığı için şükranlarını sunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl.’ Bize bu akşam bunu yaşattınız. Bir kez daha İstanbul İl Teşkilatında birlikte yol yürüdüğümüz ama artık aramızda bulunmayan, ebediyete irtihal etmiş kardeşlerimizi rahmetle yad ediyorum. Başta Kadir Topbaş abimiz olmak üzere hepsini hayırla yad ediyoruz. Rabb’im hepsinin ruhunu şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ayın sultanı olan Ramazan-ı Şerif’i yavaş yavaş uğurlamaya hazırlandıklarını söyleyerek kardeşlik, dostluk, bereket ve bağışlanma ayı olan ramazanı hep birlikte en iyi şekilde idrak etmeye çalıştıklarını belirtti. Ramazanın feyzinden, bereketinden, kendilerini her bakımdan tekemmül ettiren manevi havasından istifade etmenin gayreti içinde olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüce Allah’tan, tutulan oruçları, kılınan namazları, edilen duaları, yapılan hayır ve hasenatı katında kabul buyurması niyazında bulundu.
“Mazlum Filistinli, zalim de İsrailli olunca kullanılan dil de birden değişmiştir”
Katılımcıların 4 gün sonra erişilecek Leyle-i Kadir’lerini ve Ramazan Bayramlarını da şimdiden tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu mukaddes günlerin, Gazze ve Filistin başta olmak üzere gönül coğrafyamızın çeşitli yerlerinde hayat ve haysiyet mücadelesi veren tüm kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum. Kan ve gözyaşından beslenen siyonist Netanyahu yönetimi geçtiğimiz hafta ateşkesi bozarak Gazze’deki soykırımlarına tekrar başladı. Siyonist rejim özellikle çocukları hedef alarak özellikle kadınları katlederek Gazze’de oluk oluk masum kanı döküyor. Hiçbir kutsal tanımayan İsrail hükûmetinin ramazan ayında sahur vaktinde düzenlediği saldırılarda 700’ün üzerinde kardeşimiz şehit oldu. Rabb’imden hepsine rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum. Vahşetin daha hazin tarafı şudur; Batılı yönetimler başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesi, Gazze’deki barbarlık karşısında büyük bir umursamazlık içindedir. Hak ve hukuktan bahsedenlerin insanları derisinin rengine, inancına göre nasıl ayırdığının en acı şahidi Gazze ve Filistin’dir. Dikkat ediniz, mazlum Filistinli, zalim de İsrailli olunca kullanılan dil de birden değişmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, öldürülen gazeteciler Gazzeli olunca uluslararası basın kuruluşlarının tavrının anında değiştiğini vurgulayarak “İnsan hakları ve özgürlükler konusunda dünyaya ders verenlerin hiçbiri henüz kundaktaki yavruların alçakça öldürülmesine tepki göstermiyor. Soğuk betonlara sıra sıra dizilen beyaz kefenli çocuk cenazeleri bile kilit vurulmuş vicdanların açılmasına yeterli gelmiyor. Burada şunu bir kez daha açık açık söylemek arzusundayım. Biz zalime kimliğine göre davrananlar gibi asla olmadık ve olmayacağız.” diye konuştu.
“Filistin davasına son nefesimize kadar samimiyetle sahip çıkacağız”
Canı yanan, zulüm gören, kendi topraklarında katliama uğrayan her bir mazlumun acısını yüreklerinde hissettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak ateşkesin yeniden tesisi ve katliamların son bulması için çok yönlü bir diplomasi trafiği yürütüyoruz. Ramazan Bayramı öncesinde bu çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Bundan tam 1400 yıl önce Uhud Savaşı’nda nöbet yerlerini terk etmeyen okçular gibi biz de Filistin davasına son nefesimize kadar samimiyetle sahip çıkacağız.” dedi. Bir konunun daha bilinmesinde fayda gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Hiçbir zulüm payidar olmamıştır. Gazze’deki kardeşlerimize yönelik zulüm de inşallah payidar olmayacak, en kısa zamanda sona erecektir. Suriye’de olduğu gibi Allah’ın izniyle Gazze’de de bu zulüm dolu karanlık günler atlatılacak, inşallah geriye sadece dayanışma kalacak, cesaret kalacak, kardeşlik görevimizi yapmanın izzeti, şerefi, vakarı kalacaktır.”
Ramazan ayı boyunca biriktirdikleri muhabbetin, yılın geri kalanında millete hizmet aşkını sürekli dinç ve taze tuttuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak her zaman ramazan ayını layıkı veçhile geçirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genel merkeziyle kadın ve gençlik kollarıyla il, ilçe, belde teşkilatlarıyla ve elbette belediyeleriyle Türkiye genelinde hepimiz sahadayız. İstanbul İl Teşkilatımız da ramazan boyunca 39 ilçenin dört bir yanında yaptığı çalışmalarla İstanbullu hemşehrilerimizin yanında oldu. Sahur ve iftar programları, hane ziyaretleri ve daha pek çok etkinlikle İstanbullu vatandaşlarımızla bir araya geldi. İhtiyaç sahiplerinin imdadına koştu. Ramazanın dayanışma iklimini yeşertti.” ifadelerini kullandı. Bu vesileyle ilçe teşkilatlarından kadın ve gençlik kollarına, İstanbul’da AK Parti, şehir ve millet için gecesini gündüzüne katıp canla başla çalışan tüm yol arkadaşlarına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Mevla gayretlerinizi zayi etmesin. Her birinize çalışmalarınızda güç kuvvet versin. Kalan günleri de en verimli şekilde değerlendirerek inşallah bu ramazanı hakkını vermiş olarak tamamlayacağız. Bayramda da yine milletimizle beraber olacak, gönüllere dokunacağız. Şunu lütfen bir an olsun unutmayınız, bizler, hepimiz, millete sevdalanmış bir kadroyuz. Her birimiz aziz milletimizin hizmetkârıyız. Allah ömür ve imkân verdikçe hepimiz bu görevimizi en iyi şekilde yerine getirmenin çabasında olacağız. Kırarak dökerek dışlayarak değil gönüller kazanarak ilerleyeceğiz. Kamplaşmayı körükleyen, kutuplaşmayı derinleştiren, kucaklaşmayı, muhabbeti, konuşmayı ve kardeşliği yücelten tarafta yer alacağız.”
“Bizim belediyelerimiz yolsuzluktan yana olmayacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefet ne yaparsa yapsın biz sağduyuyu, sabrı ve sükûneti hiçbir zaman terk etmeyeceğiz. Bizim belediyelerimiz yolsuzluktan yana olmayacak, bizim belediyelerimiz haksızlıktan yana olmayacak. Bizim belediyelerimiz hak, hakikat, helal, haram nedir bunu bilerek halkına hizmet edecek.” ifadelerini kullandı.
Bu mübarek günleri milletin iç cephesini takviye için fırsata çevirmeye çalışırken ana muhalefetin tam tersi bir gündemle hareket ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önce Suriye’de eski rejim artıklarının çıkardığı olayları bahane ederek ülkemizde mezhepçilik fitnesini alevlendirmek istediler. Alevi canlarımızı kışkırtarak kardeşliğimize adeta pusu kurmaya kalktılar. Birbirimize daha sıkı kenetlenerek hamdolsun bu oyunu boşa çıkardık. Milletimiz CHP’nin Suriye’deki ateşi ülkemize taşıma tezgâhına tıpkı 14 yıl boyunca olduğu gibi yine düşmedi, provokasyonlara gelmedi.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin bunda muvaffak olamayınca bu sefer yolsuzluk operasyonu üzerinden milleti provoke etmeye kalkıştığına dikkati çekerek şöyle devam etti:
“4 gündür milletin huzurunu kaçırma, insanlarımızı kutuplaştırma adına ne varsa hepsini yapıyorlar. Önlerine gelene hakaret etmekten sadece görevini yapan polislerimize saldırmaya, yolsuzluk ihbarlarını araştıran yargı mensuplarımıza gözdağı vermekten sokak terörüyle millî iradeyi baskı altına almaya kadar ne ararsan bunlarda her şey var. Son olarak bugün basın yayın kuruluşlarını da alenen tehdit ederek nasıl bir ruh hâlinde olduklarını ifşa ettiler. Televizyonların, medya gruplarının adını bile vererek ‘Hepinizin hesabını tutuyorum.’ diyerek medyayı tehdit ettiler. Ya böyle siyaset olur mu? Böyle bir politika olur mu? İstanbul başta olmak üzere şehirlerimizde bir gerilim ve kargaşa atmosferi oluşturmak için her yolu deniyorlar.”
“Yüzlerce milyar liralık korkunç bir vurgundan bahsediliyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelinen noktada şunu çok net görebiliyoruz, mevcut yönetim altında CHP, seçmenlerinin taleplerini Meclis’e taşıyan bir parti değil gözünü para bürümüş bir avuç belediye soyguncusunu aklayan bir aparata dönüşmüştür. Belediyelerden nemalanan çıkar şebekeleri CHP’yi boğazına kadar kire, pasa, çamura, yolsuzluğa, hukuksuzluğa ulaştırmış durumdadır.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP’yi üç kelimeyle tanımladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çöp, çukur, çamur. İşte aynısını yapıyorlar ama bir özellikleri var, lafa her başladıklarında Atatürk’ün kurduğu parti olmakla övünenler, sırf ağa babalarına diyet borçlarını ödemek adına Gazi’nin partisini hırsızların emrine vermişlerdir. CHP sadece deveyi hamuduyla götüren haramilerin değil marjinal sol örgütlerin de oyuncağı hâline gelmiştir.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yüz binlerce gencin hakkının yendiği, diploma sahtekârlığı dâhil ortaya akıl, vicdan ve ahlak sınırlarını aşan bir sürü pislik saçılıyor. Sağdan, soldan balya balya paralar, dolarlar, avrolar fışkırıyor. Yüzlerce milyar liralık korkunç bir vurgundan bahsediliyor. Ama CHP Genel Başkanı ve şürekası bunların hiçbirine cevap veremiyor. Milletin huzuruna çıkıp ‘Sahtekârlık yoktur, hırsızlık yoktur, yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, irtikap, iltimas yoktur.’ diyemiyorlar. ‘Ne biz, ne de arkadaşlarımız harama el uzatmadı.’ diyemiyorlar. Kendi belediye başkanlarına, kendi belediye yöneticilerine, beraber iş yaptıkları, yıllarca birlikte yol yürüdükleri arkadaşlarına kefil olamıyorlar. Çıkıp aslanlar gibi iddialara cevap vermek yerine bize saldırarak Cumhur İttifakı ortağımıza ve onun muhterem genel başkanına edepsizlik ederek sokakları karıştırarak gençlerin arkasına saklanarak marjinal sol örgütleri öne sürerek yavuz hırsız misali suç bastırmaya çalışıyorlar.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e sorular yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Özel, neden korkuyorsunuz? Neden çekiniyorsunuz? Bu telaş, bu panik havası, bu saldırganlık niye? Daha düne kadar ‘Şaibe yok.’ diyordunuz. Daha düne kadar şeffaflıktan, dürüstlükten dem vuruyordunuz. Ne oldu da birden etekleriniz tutuştu? Ne oldu da dizleriniz titremeye başladı. Şimdi kimi tasfiye edecek, kimi sırtından hançerleyeceksiniz? Alengirli yollarla şimdi kimin ayağını kaydıracaksınız?” ifadesini kullandı.
Bir hakikati çok net ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ortaya dökülen bütün bu pislikler sadece bizi ve milletimizi değil CHP içindeki vicdan sahiplerini de rahatsız etmektedir. CHP’ye çökmüş bir avuç paragözün asırlık partiyi parmağında oynatması, ‘Gazi’nin emaneti’ diyerek CHP’ye oy veren insanlarımızı da üzüyor, mahcup ediyor, öfkelendiriyor. Emin olun, samimi CHP’li vatandaşlarımız da İSKİ skandalından 32 yıl sonra aynı rezilliklere tekrar şahit olmayı içlerine sindiremiyor. Bunun işaretlerine sadece yargıya yapılan ihbarlarda değil medyadan sosyal medya mecralarına birçok yerde rastlıyoruz.” diye konuştu.
“Kalitemize ve kalibremize uygun bir muhalefet görmeyi arzu ederiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası artık anlaşılmıştır, CHP, bünyesini zehirli bir sarmaşık misali saran bu haramilerden, bu yağmacılardan temizlenmedikçe siyasi itibarını da siyasi parti kimliğini de tekrar kazanamaz. Çünkü siyasette onur, haysiyet, güven bir kez kaybedilirse bir daha yerine kolay kolay konulamayan erdemlerdir.” dedi. CHP Genel Başkanı Özel’in iradesine vurulan zincirleri kıramadığını ve vesayetten kendisini bir türlü kurtaramadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm samimiyetimle söylüyorum. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin ve genel başkanının bu hâllere düşürülmesinden biz asla hoşnut değiliz. Biz karşımızda CHP’nin mevcut durumu gibi perişan değil kalitemize ve kalibremize uygun bir muhalefet görmeyi arzu ederiz.” ifadesini kullandı.
“CHP yandaşlarının tahriklerle kamu düzenini bozmalarına kesinlikle izin vermeyeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kez daha hatırlatmakta fayda gördüğünü vurgulayarak “Sokaklara çıkarak yanına sol örgütleri, marjinalleri, vandalları alarak millî iradeye parmak sallama dönemleri artık geride kalmıştır. Sokak terörü üzerinden siyasete ve adalete istikamet çizildiği günler, eski Türkiye ile birlikte tamamen mazide kalmıştır.” dedi. Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti, üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bağımsız bir ülke olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Cesaretiniz varsa bırakın demokrasiyi işlesin, bırakın hukuk işlesin. Yüreğiniz yetiyorsa bırakın mahkemeler hiçbir baskı altında kalmadan Türk milleti adına kararını versin. Bırakın akla kara, masumla mücrim hukuk tarafından ortaya çıkarılsın. Siz ister kabul edin ister etmeyin Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir. Türkiye’de suç işleme özgürlüğü olan imtiyazlı bir azınlık yoktur ve olmayacaktır. Demokrasinin, hukukun, meşru zeminin dışında çözüm arayanlar bugüne kadar daima avuçlarını yalamışlardır. İnşallah bundan sonra da emellerine ulaşamayacaklardır. CHP yandaşlarının tahriklerle kamu düzenini bozmalarına, milletimizin huzurunu kaçırmalarına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Türkiye üzerinde operasyon yapılmasına, ameliyat yapılmasına, toplum mühendislikleriyle 85 milyonun arasına yeni nifak duvarları örülmesine müsamaha göstermeyeceğiz. Bin yıldır olduğu gibi Alevi’si, Sünni’siyle Kürt’ü, Türk’üyle Laz’ı ve Çerkez’iyle bu topraklar üzerinde bir ve beraber yaşamaya, kardeşçe yaşamaya inşallah devam edeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, birlik olacağız, diri olacağız. Kendi menfaatlerini korumak için 85 milyonun kardeşliğine pusu kuranları hep birlikte bozguna uğratacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabb’im hepimizin yar ve yardımcısı olsun.” diyerek kongrelerde görevlerini devreden tüm yol ve dava arkadaşlarına teşekkür etti, millete hizmet yarışında bayrağı devralan teşkilat mensuplarına da başarılar diledi.
Konuşmaların ardından AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim etti.
Siyaset
AK Parti Kahramanmaraş Heyeti İçişleri Bakanı Çiftçi ile Bir Araya Geldi
66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleriyle birlikte Ankara’da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi ziyaret eden Başkan Görgel, “Kahramanmaraş’ımızı daha dirençli, daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için tüm kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” dedi.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak için gittiği Ankara’da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile bir araya geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşen ziyarette; 66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt ve Mehmet Şahin ile Andırın Belediye Başkanı Ahmet Sinan Gökşen de yer aldı. Gerçekleştirilen görüşmede, Kahramanmaraş’ta deprem sonrası yürütülen yeniden yapılanma süreci kapsamlı şekilde değerlendirildi. Özellikle altyapıdan üstyapıya, konut projelerinden sosyal donatı alanlarına kadar geniş bir yelpazede devam eden çalışmaların son durumu ele alındı. Toplantıda ayrıca, şehir genelinde planlanan yeni yatırımlar ve projeler de gündeme geldi. Ulaşım altyapısının güçlendirilmesi, çevre düzenlemeleri ve sosyal yaşam alanlarının artırılmasına yönelik projeler üzerinde istişarelerde bulunuldu. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilirken, Kahramanmaraş’ın daha dirençli ve yaşanabilir bir şehir haline getirilmesi için atılacak adımlar değerlendirildi.
Çalışmalarımızı Kararlılıkla Sürdürüyoruz
Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Şehrimizin yeniden inşa ve ihya sürecini en güçlü şekilde sürdürebilmek adına Ankara’da yoğun bir temas trafiği yürütüyoruz. İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, Kahramanmaraş’ımızda devam eden çalışmaların son durumunu kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulduk. Aynı zamanda planladığımız yeni projeleri de istişare ederek sürecin daha hızlı ve etkin ilerlemesine yönelik önemli adımlar attık. Kahramanmaraş’ımızı daha dirençli, daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için tüm kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Siyaset
Yeniden Refah Kahramanmaraş’ta Kenetlendi: Hedef Daha Güçlü Teşkilat
Yeniden Refah Partisi Kahramanmaraş İl Divan Toplantısı, “İş Başa Düştü” temasıyla geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda, yerel yönetim çalışmaları ve teşkilatın gelecek hedefleri ele alınırken birlik ve şeffaf yönetim vurgusu öne çıktı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı ile başlayan programa; Yeniden Refah Partisi Kahramanmaraş İl Başkanı Muhammed Aydoğar’ın yanı sıra Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca, Göksun Belediye Başkanı Selim Cüce, ilçe başkanları, Kadın ve Gençlik Kolları üyeleri ile çok sayıda teşkilat mensubu katıldı.
İL TEŞKİLATINDAN BİRLİK MESAJI
Toplantının açılış konuşmasını yapan İl Teşkilat Başkanı Murat Kozalak, teşkilat içinde güçlü bir ekip ruhu oluştuğunu belirterek birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Kozalak, sahada aktif ve koordineli bir çalışma yürütüldüğünü ifade ederek toplantının hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
AYDOĞAR: “31 MART RUHUYLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”
İl Başkanı Muhammed Aydoğar, 31 Mart seçimlerinin yıl dönümüne dikkat çekerek elde edilen başarının teşkilatın kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi. Aydoğar, “O gün yakalanan başarı, bugün daha büyük hedeflere ulaşmamız için yol gösteriyor” dedi.
Teşkilatın tüm kademeleriyle güçlü bir yapı oluşturduğunu belirten Aydoğar, hedeflerinin yalnızca yerel başarılarla sınırlı olmadığını, ülke genelinde daha etkili bir teşkilat yapısı kurmayı amaçladıklarını ifade etti.
AKPINAR: “ŞEFFAF VE HESAP VEREBİLİR YÖNETİM”
Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, göreve geldikleri günden bu yana şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı benimsediklerini söyledi.
Gösterişten uzak bir belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Akpınar, israfı önlediklerini, vatandaşlarla doğrudan iletişim kurduklarını ve düzenli mahalle toplantılarıyla talepleri yerinde dinlediklerini ifade etti.
KARACA: “SINIRLI İMKÂNLARLA ÖNEMLİ İŞLER BAŞARDIK”
Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca, zorlu şartlara rağmen hizmet üretmeye devam ettiklerini belirtti. Disiplinli bir mali yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini ifade eden Karaca, kamu kaynaklarını etkin kullandıklarını ve gereksiz harcamalardan kaçındıklarını söyledi.
CÜCE: “VATANDAŞIMIZA MAHCUP OLMAMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Göksun Belediye Başkanı Selim Cüce ise teşkilatın sahadaki desteğinin önemine dikkat çekerek, vatandaşların beklentilerini karşılamak için yoğun çaba gösterdiklerini dile getirdi. Cüce, hizmetlerde şeffaflık ve samimiyet ilkesinden taviz vermediklerini belirtti.
ÖZTEKİN: “BİRLİK VE ORTAK AKIL ŞART”
Toplantının onur konuğu Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, yerel yönetimlerde başarının ortak akıl ve ekip çalışmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.
Öztekin, “Başarı için fikir, söylem ve eylem birliği şarttır. Milletimizin gönlündeki karşılığı icraatla güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Toplantı, teşkilat içi değerlendirmelerin ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Siyaset
Yavuz Ağıralioğlu: Memleketin Gündemine Odaklıyız
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ı ziyaretinde yaptığı açıklamada, “İktidarın duyamadığı, göremediği, anlayamadığı ve çözemediği ne kadar sorun varsa, bunları yeni bir enerji ve yeni bir sorumluluk anlayışıyla çözmek; dertleri bitirip ülkemizi daha güçlü bir geleceğe taşımak için yollardayız, gayret ediyoruz. Bu yüzden memleketin gündemine odaklıyız” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a nezaket ziyaretinde bulundu. Ağıralioğlu’na parti heyetinde Genel Sekreter Nihal Ağca, Toplumsal Politikalar Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zeki İşcan, Kültür&Sanat ve Turizm Politikaları Başkanı Muhammed Hakan Tanrıöver, Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanı Emine Küçükali Gürkök ile AR-GE ve Parti İçi Eğitim Okulu Başkanı Prof. Dr. Özcan Güngör eşlik etti.
“İSTİŞARE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ…”
Ziyaret sonrası yapılan basın toplantısında, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu özetle şunları söyledi:
“Samimi şekilde bir araya gelmeye ve istişare etmeye devam edeceğiz. Milletin sahipsiz, dertlerinin çözümsüz olmadığını, bu şartlardan çok daha iyi şartlarda yaşamanın mümkün olduğunu; Türkiye’nin doğru yönetildiğinde yalnızca 85 milyona değil, 850 milyona dahi yetebilecek potansiyele sahip bulunduğunu hem göstereceğiz hem de milletimizin umutlarını diri tutarak temsil edeceğiz inşallah. Verimli bir ziyaret ve verimli bir istişare oldu. Ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum.
Ülkenin acil sorunları nelerdir, hangi meseleler daha önemlidir, hangileri duyurulmalı, hangileri daha çok gündeme getirilmelidir, memleketin ve milletin gerçek gündemini konuşan siyasetin hayata geçirilmesi nasıl sağlanabilir… Bunları istişare ettik. Çünkü Türkiye’de siyasetin bir gündemi var, bir de milletin gündemi var. Türkiye’de siyasetin konuşulmasını istediği bir gündem var; milletin ise konuşulması elzem olan bir gündemi var.
SİYASİ BÜNYE YAŞLANDI, YIPRANDI…
Dolayısıyla biz muhalefet partileriyiz. Millet içiniz, milletin dertlerine derman olmak içiniz. İktidar bu kadar uzun süre görevde kaldığı için siyasi bünyenin yaşlandığını ve yıprandığını düşünüyoruz. Bu nedenle iktidarın duyamadığı, göremediği, anlayamadığı ve çözemediği ne kadar sorun varsa, bunları yeni bir enerji ve yeni bir sorumluluk anlayışıyla çözmek; dertleri bitirip ülkemizi daha güçlü bir geleceğe taşımak için yollardayız, gayret ediyoruz. Bu yüzden memleketin gündemine odaklıyız. Milletin konuşulmasını istediği sorunların ve duyulmasını arzu ettiği dertlerin dile getirilebildiği, çözülebilecek olanların çözüldüğü; çözülemiyorsa yönetimin devredilebildiği ya da devralınabildiği bir siyasal eşikte duruyoruz.”
BAKAN DEĞİŞİKLİKLERİ HAYIRLI OLSUN…
Ağıralioğlu, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı atamalarına yönelik gelen soruya ise yanıtı verdi:
“Memleketimiz için hayırlı olmasını temenni ederiz. Görev yapan arkadaşlar ellerinden geldiğince mücadele ettiler; kendilerine emekleri için teşekkür ederiz. Ancak bundan sonra söyleyeceklerimiz siyasi değerlendirmelerimizle ilgilidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yargıyı siyasallaştırdığı ve yargının siyasetin gölgesinde kaldığı yönünde eleştirilere konu olmaktadır. İktidar partisinin HSK ve Anayasa Mahkemesi üzerindeki hakimiyetinin, partili cumhurbaşkanlığı modeliyle birleşmesi sonucunda yargının siyasetin tesiri altında karar vermek zorunda kaldığı yönünde tenkitler yapılmaktadır. Bizim bu konuda kuvvetler ayrılığına dair bir hassasiyetimiz vardır.
“SÜREKLİ ELEŞTİRMEKTEN YORULDUK”
Sürekli eleştirmekten yorulduk. Hakkımızda pek çok dava açıldı, bu davalar kamuoyunda tartışıldı. ‘Bu adil mi’ denildi. ‘Mahkeme kararlarına saygılı olun’ denildi. Hükümet, siyasi vizyonunun hilafına çıkan kararlarda Anayasa Mahkemesi’ni dahi sorgulayabildi. Bunların hepsi gözümüzün önünde oldu. Bu nedenle özellikle adli bürokraside görev yapanların, emeklilik ya da görevden ayrılma sonrasında belli bir süre siyasete girmelerinin önünün kapatılması gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin yedi yıl gibi bir süre öngörülebilir. Emekli olan ya da görevinden ayrılan bir adalet bürokratının, en az bir seçim dönemi geçmeden siyasi pozisyon almaması gerekir.
“ÇÖZÜM; CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ’NİN DEĞİŞTİRİLMESİDİR”
Bazı mesleklerde siyasete geçişlerin belirli bir süre sınırlandırılması gerekir. Aksi halde verilen kararların bir ödül ya da mükafat beklentisiyle ilişkilendirilebileceği düşüncesi ortaya çıkabilir. Yargının töhmet altında kalmaması için bu alana bir sınırlama getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yargı ile siyaset arasındaki bu geçişkenlik, devlete ve adalet duygusuna olan güveni azaltabilecek bir ilkesizlik alanı oluşturmaktadır. Meseleyi ilkesel zeminde ele almayı tercih ediyorum. Bunun önüne geçecek düzenlemeler yapılmalıdır. Sorunun köklü çözümü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesidir.
Bu sistemin, Türk toplumunun adalet ihtiyacını ve kurumsal kapasitemizin verimliliğini karşılayamadığını düşünüyoruz. Ancak bu değişiklik yapılmasa dahi, en azından bu konuya ilişkin süre sınırlamasının getirilmesi gerekir. Verilen kararların objektifliği konusunda şüphe oluşmaması ve adalet mekanizmasının töhmet altında kalmaması için bu adım atılmalıdır. Siyaseti ve siyasetçiye olan güveni de aşındırabilecek bu alan kapatılmalıdır.
“MÜLKİYEYE DAİR BİR AİDİYET HİSSİ TAŞIRIZ”
İçişleri Bakanlığı için de hayırlı olmasını temenni ederim. Hususi özel bir itirazım yoktur. Ancak mülki idarede içeriden yapılan atamaların, kurum içi hiyerarşiyi zedeleyebileceğini düşünüyorum. Ben bir Mekteb-i Mülkiye mezunuyum ve mülkiyeye dair bir aidiyet hissi taşırız. Bununla birlikte, bu kurumların siyasete daha açık olması gerektiğini düşünüyorum. Devleti ve kurumları bilen, işleyişe hâkim kişilerin görevlendirilmesi önemlidir. İçeriden yapılan atamaların, kurum içindeki hiyerarşiyi ve kurumsal yapıyı zedeleme riski vardır. Yeni görev alanlara muvaffakiyet dilerim; inşallah hayırlı hizmetler yaparlar. Ancak devleti, adaleti, mülki idareyi ve devletin kurumsal kapasitesini korumak; siyaseti ve siyaset kurumunu aşırı kazanma hırsından muhafaza etmek gibi sorumluluklarımız vardır. Sistemler de bunun için vardır. Mevcut sistem ise bu endişelere konu olacak ölçüde aksaklıklar barındırmaktadır.”








































